ISBN13 978-975-342-974-0
13x19,5 cm, 96 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Ten ve Taş, 2002
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Esin Dalay, "Sürgün olmanın dayanılmaz ağırlığı", Yurt Gazetesi Kitap Eki, 3 Ocak 2015

1943 Chicago doğumlu İngiliz asıllı sosyolog Richard Sennett, çalışmalarını şehir hayatının insanlar üzerindeki etkileri üzerine odakladı. Aslında Sennett'in yaşamı da tıpkı ele aldığı konular gibi hayli ilginç. Özellikle de ailesi... İspanya İç Savaşı'na katılmış komünist bir ailenin oğlu. Araştırmacı kişiliği O'nu sosyolojiye yönlendirdi. Kent ve kent kültürü, sınıflı toplum yapısı üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla günümüzün en yetkin isimlerinde biri oldu. Halen MIT ve London School of Economics'de sosyoloji profesörü olarak çalışıyor, New York Üniversitesi'nde Sosyal Bilimler dalında dersler veriyor ve New York Institute for the Humanities'in (New York Beşeri Bilimler Enstitüsü) kurucu direktörü. Çalışmaları ile 2006 yılında Hegel ödülü sahibi olan Sennett, 2008'de ise 100 bin Euroluk Düseldorf Gerda Henkel Vakfı tarafından verilen 100,000 Euroluk Gerda Henkel ödülüne değer bulundu.

Yabancı kimliğiyle başa çıkmak

Sennett'in kariyerine dönecek olursak, yazarın sosyal bilimlere en önemli katkılarından biri, kentlerin modern dünya gerçekliği içerisinde bireysel yaşamları şekillendirişi ile ilgili. Sennett, eserlerinde insanların şehirlerde nasıl yaşadıkları ve şehir insanının sosyal ilişkileri üzerinde duruyor.

Metis Yayınları’ndan çıkan Yabancı başlıklı, hacim bakımından küçük kitabında şehirdeki yabancıların yaşayışını ve yabancı kimliğiyle nasıl başa çıktıklarını ele alıyor Sennett.

Yabancı, iki bölümden oluşuyor. Sennett, bu kitapta bir araya getirdiği iki denemede kendi dönemlerinde dünyanın en büyük iki şehri olan Venedik ve Paris'i ziyaret ederek sürgünlerin hem coğrafi hem de manevi mekân içindeki durumu üzerine düşünüyor. Evet, bir yabancı olmanın ne demek olduğuna dair çok sıkı iki deneme var bu kitapta...

Din ve ekonominin büyük kudreti

Yazar, “Venedik'teki Yahudi Gettosu – Sürgünler Bir Yuva Kuruyor” başlıklı ilk bölümde Rönesans dönemi Venedik'inde devletin dayattığı yabancılık statüsünün zengin bir topluluk kimliğine tercüme edildiği Yahudi gettosunu ele alıyor. 16’ncı yüzyılın şafağında küresel bir ticaret merkezi haline gelen Venedik ve İstenmeyen yabancılar, Almanlar, Yunanlılar, Türkler ve Yahudiler… Size düşman bir yerde bir hayat kurmaya çalışmak nasıl bir şey? İşte tam da bunu, düşman topraklarında hayat kurmaya çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor Sennett... 15’nci yüzyılda dönemin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Venedik, aralarında Türklerin de bulunduğu, çeşitli kültürlerin bir arada yaşadığı, kozmopolit bir şehirdir. Şehre gelen yabancılar yurttaş sayılmıyor, daimi göçmenler olarak yaşıyorlardı. Yine o yıllarda ekonominin de din kadar kudretli bir güç olduğu ortaya çıkmıştı. Yabancıların ekonomiye katkısı, onların tamamen dışlanmasını engelliyordu. Şehrin yöneticileri, çözümü, yabancıları tecrit etmekte buldular. Gettoların ortaya çıkışı da bu döneme rastlar. Shakespeare’in yaşadığı dönemde ticari işlemlerde yazılı bir sözleşmeden ziyade sözlü sözleşmenin teminat kabul edildiğine dikkat çeken Sennett, bireysel hak kavramının ortaya çıkışını da bu sözlü anlaşmalarla ilişkilendirir.

Manet'nin resmindeki yabancılaşma

Sennett’in “Yabancı – Manet'nin Aynası” adını verdiği ikinci deneme ise zamansal olarak bize daha yakın yabancılar ve yabancılık hakkında. Mekan bu kez Paris. Siyasi sürgünlerin toplandığı 19’uncu yüzyıl Parisi'nde yerinden olma deneyiminin şehrin kültürüne nasıl sızdığını, ünlü ressam Manet ve büyük Rus reformcusu ve yazar Alexander Herzen'in günlük notları üzerinden anlatıyor.

Herzen, yaşadığı her yerde yabancı olarak kalmıştı.

Ressam Manet ise, şehri resmederken yerinden edilmeler üzerinde duran bir sanatçıydı. Kitabın kapağına da ilham veren Manet'nin 1881-82 tarihli tablosu Folies-Bergère'deki Bar'da görünen genç kadın, düşünceli, kederli, gülümsemeyen, gürültünün ortasında tecrit edilmiş bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Sennett'e göre Manet’nin bu resimde yarattığı drama şudur: “Bir aynaya bakıyor ve kendim olmayan birini görüyorum.”

Yabancı, evrensel bir yurttaş olamaz

Yabancı olmak kişinin köklerinden kopması demektir. Rus yazar Herzen, yaşamı boyunca bir yabancının kendi milliyeti ile nasıl başa çıkması gerektiğini anlamaya çalışmıştır. Bir yabancı haline gelmiş biri için millet iki tehlike getiriyordu: Biri unutma tehlikesi, diğeri hatırlama tehlikesi. Sennett, bu bölümde Herzen'den yaptığı kimi alıntılarla yabancılık konusundaki düşünce dünyasını bizim gözlerimizin önüne sermeyi sürdürüyor.

Sennett denemesinin sonunda “Yabancı, bir evrensel yurttaş olamayacağı, milliyetçilik mantosunu bir kenara fırlatamayacağı içindir ki o ağır kültür bagajıyla baş edebilmesinin tek yolu onu ağır yükünü hafifleten türden çeşitli yerinden-etmelere maruz bırakmaktır. Ve bu kültür ve folklor imgelerini yerinden-etme gayreti bakımından yabancı, son yüzyılda enerjisini nesneleri temsil etmekten çok yerinden-etmeye hasretmiş olan modern sanatçının yaptığına benzer bir iş yapmaktadır” diyor. Ve son sözünü de tıpkı bu bölümün başında yaptığı gibi sanat eseriyle noktalıyor, bu kez seçtiği sanatçı Marcel Duchamp ve eseri de Büyük Cam...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova