ISBN13 978-975-342-903-0
13x19,5 cm, 320 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Önsöz, s. 13-17.

Biyolojik evrim kuramının öyküsü heyecan vericidir. Bu kitap, bu öykünün, evrim kuramının bir bilim dalı olarak gelişim serüvenini anlamayı amaçlamanın yanı sıra, heyecanını da yakalayıp okura iletmeyi hedeflemektedir.

19. yüzyılın ortalarında ileri sürülüşünden bu yana, evrim kuramı, bilim camiasının sınırlarını aşmış, günlük tartışmalar arasında yerini almıştır. Ancak bu tartışmalarda bu kuramın da örneğin izafiyet kuramı ya da atom kuramı gibi bilimsel bir kuram olduğu hususu sıklıkla gözardı edilmektedir. Evrim kuramının bu boyutu görmezden gelindiğinde, gerçeklerle uyuşmayan sonuçlara varılması kaçınılmaz olmaktadır. Bir bakıma evrim, basitçe ifade edilebilen bir kavramdır. Ancak bu, onun herkes tarafından kolayca anlaşıldığı anlamına gelmez. Fransız biyolog Jacques Monod'nun deyimiyle, "Evrim kuramının sıradışı bir yönü şudur ki, onu herkes anladığını sanır."

Bu kitap, biyolojik evrim kuramının 19. yüzyılda doğuşunu ve 20. yüzyılda yapılan pek çok çalışma sayesinde sağlam bir bilimsel temele oturtulup günümüze gelişini anlatmaktadır. Kitabın çatısı, evrim tarihinin iki dev şahsiyetinin yaşam ve düşüncelerinin etrafında örülmüştür. Çünkü Charles Robert Darwin ile Alfred Russel Wallace ve içinde yetiştikleri tarihsel/toplumsal koşullar anlaşılmadan evrim kuramının hikâyesini anlamak çok zordur. Doğal seçilime dayalı evrimsel dönüşümün ifade edilmesinde birleşen Darwin ile Wallace, çok farklı dünyaların insanlarıydı ve apayrı karakterlere sahiplerdi.

Burjuva ve varlıklı bir aileden gelen Darwin, en iyi okullarda eğitim görmüştü. Babasının maddi olarak desteklediği bir yolculuk sayesinde, beş yıl süren bir dünya turu gerçekleştirmişti. İngiltere'ye dönüşünden yaklaşık on ay sonra, yani 1837'nin ortasına doğru, türlerin evrimi konusunda araştırmalarına başlayacaktı. Ekim 1838'de doğal seçilim fikrine ulaşınca (Wallace bu tarihte henüz 15 yaşındaydı), bu konu hakkında uzun süre tek bir şey yazmamaya özen gösterecekti: O koşullarda fikirlerini ifşa etmek, hem bilimsel hem de sosyal açıdan çok sakıncalıydı. Ulaştığı sonuçlar hakkında, birkaç yakın dostuna verdiği ipuçları dışında, uzun yıllar sessizliğini koruyacaktı. Ancak 1844'te kısa bir rapor yazıp mühürleyerek bir zarfa koyacak ve zarfı çalışma odasında bir çekmeceye kilitleyecekti. Aniden ölmesi durumunda, bu zarfla ilgili ne şekilde hareket etmesi gerektiği talimatını da eşi Emma'ya bırakacaktı.

Wallace ise, yoksul bir ailenin çocuğu olarak büyümüştü. On dört yaşındayken, çalışmak zorunda kalması nedeniyle okulu terk edecekti. Güney Amerika seyahatini, biriktirdiği bir miktar para ve sonrasında toplayacağı hayvan ve bitki örneklerinin satışı sayesinde gerçekleştirebilmişti. O da uzun yıllar evrim konusunda çalışacaktı. Dört yıl Güney Amerika'da ve sekiz yıl Güneydoğu Asya'da keşif yolculukları yaparak, doğanın sırlarına vâkıf olmaya uğraşacaktı. Ancak Darwin'in aksine, 1858 yılının başlarında doğal seçilime dayalı evrim kuramını keşfettiğinde, bir an bile beklemeyecekti: Buluşunu, vakit geçirmeden bir bildiriyle ilan edecek, Darwin'e ve bilim dünyasına duyuracaktı. Bu beklenmedik bildiri, yirmi küsur yıl tam bir gizlilik içerisinde çalışan Darwin'e ağır bir manevi darbe olacak ve inceden inceye planlanmış olan çalışmalarını altüst edecekti.

Darwin ile Wallace, doğal seçilime dayalı evrimsel dönüşüm fikrine nasıl varmışlardı? Yıllarını adadıkları dünya yolculukları tam olarak nasıl gerçekleşmişti; o uzak diyarlarda yaptıkları gözlemler, incelemeler ve yaşadıkları deneyimler, bilimsel görüşlerini nasıl etkilemiş ve şekillendirmişti? Gözlemleri, kafalarında hangi düşünsel süreçleri tetiklemişti; doğaya bakışı altüst eden görüşleriyle, "müesses" bilim camiasına hangi açılardan ters düşüyorlardı? Kitapta, Darwin ile Wallace'ın dünya yolculuklarına geniş bir yer verirken, sıraladığımız bu sorulara da yanıtlar bulmaya çalışacağız.

Evrim kuramının doğuşuna tanıklık ettikten sonra günümüze döneceğiz ve bu sefer kuramın modern bakış açısıyla açıklamasını yapacağız. Bugünkü biyoloji biliminde evrimin yeri nedir? Evrim olayını gerçeklikle bağı olmayan bir varsayım olmaktan çıkarıp güçlü bir bilimsel kuram yapan gözlemler ve unsurlar nelerdir? Evrimleşme hangi mekanizmalara dayanır? Yeni bir tür tam olarak nasıl ortaya çıkar? İşte bu soruların cevaplarını arayacağız. Evrimsel süreçleri anlamanın yanı sıra, "evrimin günlük hayatta yeri nedir, evrim olayı yaşantımızı nasıl etkiler, hatta evrimi tasarım amacıyla nasıl kullanabiliriz" gibi soruların da izini süreceğiz.

Dolayısıyla kitap, şu iki kısımdan oluşmaktadır.

1. Kısım'da, evrim kuramının doğuşunu hikâye edeceğiz. Bunun için ilk önce Londra'daki meşhur Linne Derneği'nin bir toplantısına katılacağız (Bölüm I) ve sonrasında, bu toplantının iki kahramanına dünya yolculuklarında eşlik edeceğiz: Darwin'in Beagle gemisiyle devriâlemine (Bölüm II-IV) ve Wallace'ın Güney Amerika ve Güneydoğu Asya seyahatlerine katılacağız (Bölüm V-VII). Bu dünya yolculukları sırasında Darwin'in ve Wallace'ın gözlemlerinin ne olduğunu ve her iki kâşifin evrimsel düşünceye nasıl vardığını konu edeceğiz. Hatta iki ayrı bölümde, hikâyeyi Darwin'in (Bölüm II) ve Wallace'ın (Bölüm V) "ağzından" dinleyeceğiz. Bu ilk kısımda, evrim kuramını ana hatlarıyla tanımış olacağız. Ancak, karşımıza çıkan birçok kavramı, kitabın 2. Kısmı'nda daha kuramsal bir çatı altında toplayıp açıklayacağız.

2. Kısım'da, evrim kuramını günümüzün bakış açısıyla anlamaya çalışacağız. Bölüm I'de, paleontoloji ile biyocoğrafyanın evrime ilişkin göstergelerini sunacağız ve Bölüm II'de, evrim kuramının başlıca ögelerini ortaya koyup özetleyeceğiz. Bölüm III'te bir adım daha ileri gidip, bu sefer türleşme olayını modern evrim biyolojisinin ışığı altında ele alacağız. Bunun ardından Bölüm IV'te, evrimin günlük hayattaki önemini göstermeye çalışacağız. Böylece, evrimin yalnızca yaşamı ve doğal süreçleri anlamaya yönelik bir bilimsel kuram olmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda insanın teknik ve teknolojik amaçla kullanabileceği bir olgu olduğunu örneklerle izah edeceğiz.

Kitap, evrim kuramının kapsamlı bir tarihçesini sunmayı amaçlamıyor. Ancak "Darwin-Wallace öncesi ve sonrası evrim kuramı nasıl gelişmiştir?" konusuna kısaca değineceğiz. Okur, tarih içerikli bu malzemeyi, 1. ve 2. Kısımlar arasında ayrı bir bölüm olarak bulacaktır.

Evrimle ilgili birkaç ilginç konuyu, kitabın sonuna yerleştirilen eklerde topladık. Bu eklerde, jeolojik ve arkeolojik yaş belirleme yöntemlerini (Ek I), Darwin'e evrim kuramı hakkında yapılan eleştirileri (Ek II) ve göz, kanat gibi karmaşık ya da sıradışı özelliklere sahip olan organların nasıl evrimleşmiş olabileceğini (Ek III) sırasıyla ele alacağız.

Biyoloji de her bilim dalı gibi hatta diğer bilim dallarının da ötesinde kendi özgün dilini ve terminolojisini geliştirebilmiş bir disiplindir. Dolayısıyla, bu kitabı kaleme alırken, okuru yoracak teknik ayrıntılara inmekten olabildiğince kaçındık, ancak kitabı teknik terimlerden tümüyle arındırmak mümkün değil. Bu yüzden, kitapta sıkça kullanılan bazı teknik terimleri, kitabın sonunda yer alan bir mini sözlükte toplamanın, okura yardımcı olabileceğini düşündük. Bir diğer hususun daha altını çizmek isteriz: Pek çok konunun teknik ayrıntısına girmedik, çok farklı görüş açılarının yalnızca bir kısmına yer verebildik. Bu bilinçli seçimlerin, kitabın okunabilirliğini korumayı amaçladığını, özellikle uzman okurlarımıza hatırlatmak isteriz.

21. yüzyılda, dünyamızın hızla artan sorunlarına deva arayan insanoğlunun çalacağı ilk kapılardan biri, biyolojinin ve biyoteknolojilerin kapısı olacaktır. Ancak modern toplumlarda bu sorunların pek çoğu artık sadece bir araştırma grubunun ilgi alanına girmiyor ya da bir laboratuvar ortamına hapsedilemiyor. Aksine tüm insanlığı ilgilendiren bu sorunların geniş kitlelerin katkısıyla çözümlenmesi gereken meselelere dönüşmekte olduğunu görüyoruz. Bunun bir nedeni, örneğin çevre, nüfus, gıda ya da sağlık alanlarındaki sorunların çözümlenmesinde olduğu gibi, devletler tarafından alınan kararların ekonomileri derinden etkileyebilecek nitelikte olmasıdır. Çünkü burada vatandaşın "cüzdanı" söz konusudur. Bir diğer neden ise, yeni teknolojilerin –örneğin kök hücre teknolojileri ya da genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) kullanımı veya gelecekte insanı daha yakından ilgilendireceği düşünülen klonlama teknikleri– aynı zamanda etik sorgulamalara da yol açmalarıdır. Bu sorulara cevap aranan toplumlarda her vatandaşa, esas yasalarından birinin evrim olduğunu söyleyebileceğimiz biyoloji ve yaşam bilimleri konularında, çok temel seviyede dahi olsa, bilgilenmek ve seyirci kalmamak görevi düşer. Zaten Aydınlanma, sadece 18. yüzyıla mahsus bir olay olmayıp, sürekli tekrar düşünülüp yenilenmesi, güncelleştirilmesi ve ayakta tutulması gereken dinamik bir süreç değil midir? Bu kitap bu doğrultuda küçük de olsa bir katkıda bulunabilse, esas amacına ulaşmış olacaktır.

Bilim, doğal dünyanın gerçeklerini algılamaya ve açıklamaya çalışır. Siyasi, tarihi, ırksal ya da dini açıdan, tarafsızdır. Bu, evrim ve evrim kuramı için de böyledir. Ve sonuçta, bilimsel bulgular ortaya konulduğunda, Darwin'in ifade ettiği gibi, her insan, ümit edebildiğini ümit edip inanabildiğine inanmalıdır.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova