ISBN13 978-975-342-845-3
13x19,5 cm, 544 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

İlk Baskıya Önsöz, s. 9-11.

Kurmacanın retoriği üzerine yazarken didaktik kurmacaya, yani propaganda ya da talimat için kullanılan kurmacaya pek ilgi göstermedim. Benim konum didaktik olmayan, okurlarla iletişim kurma sanatı olarak görülen kurmacanın tekniği – bilinçli ya da bilinçsiz olarak kurmaca dünyasını okura empoze etmeye çalışan epik, roman ya da öykü yazarının kullanabileceği retorik vasıtalarıyla ilgileniyorum. Bu anlamdaki retoriğin gündeme getirdiği problemler Gulliver'in Seyahatleri, Çarmıh Yolcusu ve 1984 gibi didaktik eserlerde de görülmekle beraber, Tom Jones, Middlemarch ve Ağustos Işığı gibi didaktik olmayan eserlerde daha berraktır. Retoriğe başvurularla dolu bir sanatı estetik zeminde savunmanın bir yolu var mıdır? Flaubert'in olayların akışına dalıp Emma'yı, "onu böylesine kızdıran şeyin ta kendisine şimdi teslim olmaya heveslendiğinin farkında değildi" ve "kendi kendisini fuhuşa ittiğinden haberi bile yoktu" gibi ifadelerle tasvir etmesini mümkün kılan sanat ne tür bir sanattır? Eleştirmenler ne cevap verirlerse versinler, bu açık seçik, ayırt edilebilir retorik çoğunlukla başlarına bela olmuştur. Fakat modern kurmacanın kılık değiştirmiş retoriğinde de aynı sorunların, o kadar göz önünde olmamakla beraber, gündeme geldiğini göstermek için çok derin bir analiz gerekmez; Henry James bir ficelle (sırdaş) uydurma sebebinin kahramanın değil okurun bir "dosta" ihtiyaç duyması olduğunu söylediğinde, bu görünüşte dramatik hamle hâlâ retoriktir; okurun esere tutunmasına yardımcı olma çabasının bir sonucudur.

Yazarın okuru kontrol etme araçlarının peşine düşerek tekniği keyfen tecrit ettiğimin, yazarları ve okurları etkileyen tüm toplumsal ve psikolojik kuvvetlerden ayırdığımın bilincindeyim. Farklı zamanlarda farklı okur kitlelerinin farklı taleplerini büyük ölçüde dışarıda bırakmak zorunda kaldım – retorik ilişkinin bu veçhesi şu eserlerde gayet iyi ele alınmıştır: Q. D. Leavis, Fiction and the Reading Public (Kurmaca ve Okurlar); Richard Altick, The English Common Reader (Ortalama İngiliz Okuru) ve Ian Watt, Romanın Yükselişi. Okurun kurmacaya neredeyse evrensel ilgisini açıklayan psikolojik nitelikleriyle ilgili soruları daha da katı bir şekilde dışladım – Simon Lesser Fiction and the Unconscious (Kurmaca ve Bilinçdışı) adlı eserinde bu tür sorularla ilgilenmiştir. Son olarak da yazarın psikolojisini ve yaratıcı süreçle bu psikolojinin ilişkisine dair tüm soruları bir yana bıraktım. Kısacası, kurmaca hakkındaki en ilginç soruların çoğuyla ilgilenmiyorum. Bahanem de şu: Retoriğin sanatla bağdaşabilirliğiyle ilgili daha dar kapsamlı soruyu ancak bu şekilde yeterli düzeyde ele alabileceğim.

Tekniğe retorik muamelesi yaparak yaratıcı hayal gücünün özgür ve anlaşılması güç süreçlerini ticari eğlencelerdeki kurnazca hesaplara indirgiyormuş gibi görünebilirim. Bilinçli olarak hesap yapan sanatçılar ile okuru etkilemeyi hiç düşünmeden sadece kendini ifade eden sanatçılar arasındaki farkın ne olduğu sorusu önemlidir, ama bir yazarın eserinin, kaynağından bağımsız olarak kendini iletip iletmediği sorusundan ayrı tutulmalıdır. Yazarın retoriğinin başarısı yazarken okurlarını düşünüp düşünmediğine bağlı değildir; nasıl ki "salt hesaplama" başarıyı garantilemiyorsa, en bilinçsiz ve Dionysosçu yazarlar bile ancak bizi dansa katabildiği ölçüde başarılıdır. Tam da önüme koyduğum görevin doğası yüzünden, sanatsal başarının asla hesaplı kitaplı faydalanılamayacak kaynaklarının hakkını veremem, ama hesaplanamayanın önemini inkâr etmeden ya da araştırmayı okurları bilinçli olarak düşünen yazarların eserleriyle sınırlı tutmadan da bu kısıtlılığı kabul etmek mümkündür.

Uzmanlık eğitimimin güvenli sığınağından çok uzaklara gitmeden bu çalışmayı yapmam mümkün değildi. Dikkatli olmaya çalışmama rağmen, her dönemin ya da yazarın uzmanlarının hiçbir uzmanın yapmayacağı olgu ya da yorum hataları yakalayacağına şüphem yok. Ama tek başına okurun tüm analizlerime hak verip vermemesinin genel savımı çürütmeye ya da ayakta tutmaya yetmeyeceğini umuyorum. Bu analizler tanımlayıcı değil örnekleyicidir ve kitap, bana göre, tekil eserlerin okumasına bazı katkılar yapsa da, her eleştirel vargı daha başka pek çok eserle de örneklenebilir. Eğer yaklaşımım doğruysa, deneyimli okur ona hatalı görünen örneklerin yerine başka örnekler bulabilecektir. Amacım en sevdiğim romancılar konusunda herkesi hizaya getirmek değil, romancının ne yapması gerektiği konusundaki soyut kuralların sınırlarından hem okurları hem de romancıları kurtarmak için iyi romancıların gerçekte ne yaptığını sistemli şekilde onlara hatırlatmaktır.

Yayımlanmış eleştirilere şükran borcumu dipnotlarda ve kaynakçalarda elden geldiğince eksiksiz olarak belirtmeye çalıştım. Aldığım daha kişisel yardımlar için –daima daktilocudan çok daha öte olan– Cecile Holvik'e ve ilk taslakların ayrıntılı eleştirisini yapanlara teşekkür etmek isterim: Ronald S. Crane, Leigh Gibby, Judith Atwood Guttman, Marcel Gutwirth, Laurence Lerner, John Crowe Ransom. Yıllar yılı her taslağı tek tek okuyan eşime minnettarım. İlk taslağı tamamlamamı sağlayan bursu veren John Simon Guggenheim Vakfı'na ve son taslağı bitirdiğim uzun izin için Earlham College'a çok teşekkürler.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova