ISBN13 978-975-342-686-2
13x19,5 cm, 144 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Derviş Şentekin, “İnsanlar sonsuza ayrılır!”, Radikal Kitap Eki, 8 Mayıs 2009

Son dönem Türk sinemasında ayrı bir yere konulması gereken yönetmenlerden biridir Reha Erdem; ne önceki kuşaklardan ne de kendi döneminden ‘aynı küme’ye dahil edebileceğimiz yönetmen vardır. (Burada bir parantez açıp, Zeki Demirkubuz, Derviş Zaim, Nuri Bilge Ceylan ve Fatih Akın’ı da kendi kulvarlarında ilerleyen yönetmenler olarak anmak gerek.) Erdem, meraklılarının dışında çok az insanın izleyebildiği (sinematürk sitesinin yazdığına göre 1604 kişi izlemiş) A Ay’la (1988) başladığı yolculuğunu Hayat Var’la sürdüren Erdem, bu ilk filminin ardından on yıl ‘ortalarda’ görünmemiş. 98’de çektiği, paranın insan hayatını trajediye dönüştürmesini anlattığı Kaç Para Kaç da yine sinemaseverler arasında bir kült filme dönüşse de yine yoğun bir izleyici kitlesiyle buluşamamış. (Bu, ‘yoğun bir izleyici’ isteği, insanın kendisiyle ilgili değil midir biraz da; sevdiğiniz bir filmin çok sayıda insan tarafından izlenmesini istemez misiniz hep? Parantezi açmışken sürüdelim: Yönetmen istiyor mudur bunu? Reha Erdem’in böyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum doğrusu.) Korkuyorum Anne filmi ise ‘gene nerelerde bu yönetmen?’ dediğimiz bir sırada (2004); Beş Vakit ve geçen haftalarda gösterime giren Hayat Var ise yönetmenin tutkunlarını –benim gibi– memnun eden aralıklarla gösterime girdi.

Korkuyorum Annee, kendi adıma en sevdiğim Reha Erdem filmidir. Kendi büyüme korkularımın derinine –taşra deyince, sıkıntıdan patlatan zaman ve bir o kadar sıkıcı/nefret edilen büyükler gelmez mi zaten– kancalar atan Beş Vakit’i ikinci sıraya; şimdilik henüz fazla ısınamadığım –çünkü henüz bir kez izledim– Hayat Var’ı ise üçüncü sıraya yerleştiriyorum.

Feride Çiçekoğlu’nun “...Bir senaryo daha ne yapsın? İyi ki çekilmiş de iyi bir film olmuş. Çekilmeseymiş, ‘iyi senaryo nedir ki?’ sorusuna sessiz bir cevap olarak kalırmış” dediği Korkuyorum Anne filminin senaryosu şimdi kitap olarak yayımlandı. Filmi iki kez beyazperdede iki kez de beyazcamda izlemiş biri olarak, kitabı sindire sindire okudum. Filmi izlerken çok da dikkat etmediği onlarca ayrıntıyı fark ettim.

Kitapta, Feride Çiçekoğlu’nun ‘giriş’ niyetine yazdığı yazı filmin olduğu kadar senaryonun da hakkını veriyor; “Korkuyorum Anne’yi bir senaryo başyapıtı kılan, yalnızca Reha Erdem sinemasının A Ay ve Kaç Para Kaç filmlerinden aşina olduğumuz mekâna ve zamana dair, insan olmaya ve büyümeye dair temalarını montaj sinemasının gerektirdiği bir ustalık ritmiyle görselleştirmesi değil, Nilüfer Güngörmüş’ün hikâye dünyasını kuran vücuda, eşyaya ve hatıralara, gençliğe, hastalığa ve yaşlanmaya, ve nihayet, ölüme, doğuma ve insana dair şiiri de görünür hale getirmesidir.”

Sözün özü: Kaçırılmayacak bir filmdi, Korkuyorum Anne. Kahramanca Yaşayanların Filmi: Korkuyorum Anne ise herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap. Ne diyordu filmdeki kasap: “İnsan, insan nedir ki? Bak şu zavallı halimize! Et, kemik, yağ, sinir. Danadan ne farkımız var?”

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova