ISBN13 978-975-342-593-3
10.5X15 cm, 224 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Gülenay Börekçi, “Zamane Cadısının El Kitabı”, Akşam, 24 Aralık 2006

Ajanda dediğin cicili bicili olur. Şöyle çiçekli böcekli bir şey. Ya da sayfaları modern sanatın başyapıtlarıyla süslenmiş olanlardan... Ama renkli. Ama şık. Kenarına köşesine şirin notlar iliştirirsin. Güzel şeyler yazar, neşeli cümleler kurarsın. Çok çok yazarsın. Dolu dolu, boş boş yazarsın. Minicik kediler, kalpler filan çiziktirirsin şuraya buraya. Yazarken esnemezsin. Sıkılmaya bile vaktin yok ki!

Bense tersim işte, huysuzum. Başka türlü ajandalarım oluyor o yüzden. Bir tanesi 'öykücü cadı' Sibel Ateş'ten. Dilek ağaçları vardır ya, kumaş bağlarlar dallarına, kapağı tam öyle işte, deli kızın bohçası gibi... Bir minik kumaş parçası da ben bağlayabilirim mesela, o derece tahrik ediyor insanı 'gel, dilek dile' diye.

Öteki, Metis Yayınları'ndan. Kitap görünümünde. Emine Bora ile Müge G. Sökmen hazırlamış. Adı 'Cadılar'. Kapağı mor. 'Şeytan, okuyabildiğimizden daha hızlı yazıyor' ibaresi kışkırtıcı. İçinde hayatı kolaylaştıran şeylere dair notlar var; yemek tarifleri, iksirler, mevsimsel dönüşümler, irili ufaklı hatırlatmalar, şarkılar, romanlardan alıntılar...

Küçükken 'cadıcılık' diye bir oyun icat ettiğimi, topladığım çiçekleri ezip rengarenk sularını minik şişelere doldurduğumu, soranlara 'Ben cadıyım, iksir yapıyorum' dediğimi, büyüyünce de hep 'büyüperest' kaldığımı biliyorlar mı acaba?

Sanmam. Onlar kadın ve aydın olarak üzerlerine düşeni yaparak tarih boyunca 'cadı' diye damgalanan binlerce kadına borçlarını ödüyorlar. Ve herkesin bir parça büyüperest olması gerektiğine inanıyorlar. Tam da bu yüzden, geçmişten ve günümüzden, daha karanlık bir günün doğuşunu haberleyen kıyamet notlarına da yer veriyorlar. Ortak bilincimizin bastırıp gizlediği veya unuttuğu şeyler; rüyalar, mahkeme tutanakları, gazete haberleri...

Hepsi de cadılara dair. Çünkü Metis Yayınları'nın bu yılki kahramanları cadılar. Yani erkeğin tekelinde olan düzen, tıp okumalarına izin vermediği için çevrelerindeki hastalara, yaralılara doğayı kullanarak şifa veren kadınlar... Kendilerinden daha az 'bilenlere' ya da daha az şanslı olanlara yardım edenler... Erkeğin, kadının bilgisine ve deneyimine duyduğu korku yüzünden masallarda kırışık tenli ve koca burunlu olarak anlatılan kadınlar... Kan dondurucu işkencelere maruz bırakılanlar... Adları artık cadı olmasa da bedel ödemeye devam edenler...

365 gün gülümsememiz gerektiğine dair bir boş inancınız yoksa, benden size tavsiye: 'Yataklarımızın altında vatan hainlerinin saklandığı, çekmecelerimizden bölücülerin fırladığı bu dönemde, çeşit çeşit öcülere hazırlıksız yakalanmamanız için tarihin en uzun soluklu sürek avlarından birini konu aldık' diyen Metis'in 'Cadılar'ından bir tane edinin.

Unutmadan; çocukken oynanan oyunların, yetişkinlikte yaşanan hayatın temrini olduğuna ve 'cadıcılık' oyununu boşu boşuna icat etmediğime inanıyorum ben. Nihayetinde Şahmeran'ı görüp sesini duyduğunu, deniz kızlarıyla konuştuğunu anlatan, yaşlandığı için kırış kırış olmuş tenine rağmen masallarını dinlemeye doyamadığım bir anneannenin torunuyum. Annemse hastalandığımda hala türlü çeşit mis kokulu otlar kaynatarak iyileştiriyor beni. Kanımda var; sadece büyüperest değil, büyücü de olabilirim yani!

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2022. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X