ISBN13 978-975-342-584-1
13x19,5 cm, 208 s.
Yazar Hakkında
İçindekiler
Okuma Parçası
Eleştiriler Görüşler
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Bakış ve Ses, 2007
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Dekadrajlar için giriş yazısı, s. 111-113

Dekadrajların amacı, Vincent Van Gogh'un Fırtınalı Hayatı (Minelli) gibi biyografik yapıntılarda, Resnais'nin Van Gogh'u gibi eğitici belgesellerde ya da daha istisnai olarak Clouzot'nun Le Mystère Picasso'su gibi "olay belgesel"lerde farklı biçimlerde görülen şeyi, yani sinemayla resmin dolaysız karşılaşmasını sorgulamak değil. Burada sinema ve resim arasındaki daha örtük, daha değişken ve daha gizli bir ilişkiyi aydınlatmak istiyoruz. Sinemanın resim tarafından farklı biçimde ele alınan bazı sanatsal sorunlarla karşılaştığını, resmin değişik biçimde işlediği bazı etkileri kendi amaçları doğrultusunda kullandığını düşünüyoruz. Tablonun hareketsiz, sinematografik imgenin hareketli olması sinemayı zorunlu olarak resimden koparmaz, çünkü sinema da kendi tarzında hareketsiz görüntüyü kullanır – resmin hareketi kullanmasında olduğu gibi.

Resimde de sinemada da hareket çeşitlidir; tuvali ya da ekranı kat eden farklı niteliklerde hareketler vardır: Sözgelişi, anamorfoz resimlerinin zorunlu kıldığı, figüre ait olmaktan çok seyircinin gözüne ait olan hareketle (göz uzayda ve anlamda yolculuk yapmak zorundadır) action-painting'i gerçekleştiren iradedışı, şiddet yüklü hareketlerin hiçbir ilgisi yok gibidir; bununla birlikte, sözgelişi Bacon'ın hareket-resim'i, ikisini, perspektifsiz anamorfozlarla action-painting'e özgü fırça darbelerini birleştirir gibidir. Aynı şekilde sinemada, bazı kamera hareketleri filmin manzarasını, seyircilerin bu manzara ve içindeki figürler karşısındaki görüş açısını dönüşüme uğratır; sözgelişi Cassavetes'in filmlerinde, omuzda taşınan kamera bir kriz havasına eşlik eder, genel bir biçim bozulması içinde her türlü mesafeyi ve toplu görüş açısını yok ederek film kişilerinin, oyuncuların histerisini sarmalar.

Bununla birlikte, elinizdeki metin örneksemeli bir görüş açısına sahip değil. Metinler ikili bir hipotez çevresinde toplanıyor:

1) Sinema, teknik olarak, yapay perspektif teorileri çerçevesinde Quattrocento'da(*) gerçekleştirilen, temsilin bilimselleştirilmesinin mirasçısıdır (başkaları tarafından da öne sürülen ve bilindiği gibi şiddetli tartışmalara yol açan bir tezdir bu – kitabın "Azıcık Gerçek" başlıklı bölümünde bu tartışmaların bir özetini ve tahlilini bulacaksınız); Aloïs Riegl'in Kunstwollen dediği şeyi, Rönesans'ın artistik içgüdüsünü bir bakıma mekanik olarak tekrarlar: rastlantısal olanın taklidi, doğanın temsil yoluyla ele geçirilmesi. André Bazin'in sinemanın kaderi olduğunu savunduğu "varlıkbilimsel gerçekçilik" buradan gelir. 2) Öyle ya da böyle, sinema her şeyden önce görüntü olduğu için, resmin karşılaştığı sorunlarla o da karşılaşır; bu sorunların sinematografik çözümlerinin yirminci yüzyıl resmini etkilemeden kalmış olması ise mümkün değildir. Piktoryalist sinemacıların ve sinemasever ressamların eserlerinde, zaman zaman, resmin ve sinemanın birbirine gönderme yaptığı bilinir. Ama dolaysızca görülmesi daha zor olan şudur: Görüntü içinde görüntü ya da paradoksal olarak travelling gibi etkiler iki sanatı da benzer biçimde ilgilendirebilir ve iki sanattaki kullanımlarının tahliliyle aydınlatılabilir.

Bundan iki sonuç çıkmaktadır. Birincisi, resim, modernliğin kendisine yaptığı şeyin (sistemli olarak moleküler öğelerine, lekeye, çizgiye, renge, biçime indirgenmenin) berisinde, ötesinde, hatta belki tam ortasında, dram sanatı ile, sahneye koyma ile bağını koparmamıştır. İkincisi, sinema, belli durumlarda, sanayinin kendisini zorladığı anlatısal ve dramatik kaderden kurtulup resmin en son moleküler bileşenlerine, soyutlanmasına ulaşmaya çalışmaktadır. Sözgelişi, Antonioni'ye yol gösteren, sanki bu arzudur.

Sinemayla resim arasında çeşitli temas, iletişim, kesişme noktaları tespit etmeye çalışırken ikisi için ortak bir yapı olan göz aldatmacaya ve onun öteki yüzü olan anamorfoza sık sık yaslanıyorum. Bu yüzden, metinlerin akışı içinde bu terimlerin sık sık ortaya çıkması ve söz konusu yapıyla ilişkili olarak ünlü eserlere, Holbein, Velázquez, Manet gibi ünlü ressamlara sürekli gönderme yapılması okura şaşırtıcı gelmeyecektir. Bu ressamların, en az kendileri kadar ünlü analizlere konu olmuş olmaları (Baltrusaitis, Lacan, Foucault, Bataille) rastlantı değil elbette: Sık sık kesişen, birbirinin uzantısı olan ya da birbirini destekleyen bu analizler burada ele alınan yerel ya da genel sorunlara yaklaşımımı kaçınılmaz biçimde etkiledi.

Notlar

* 1400'ler; dönemin İtalyan sanat ve edebiyatına, perspektifin ortaya çıkıp yükselmesine atıfla. (ç.n.) Yukarı

 
 

Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2024. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X