Önsöz, s. 11-13
Epey çirkin bir bebekmişim. Sarılıkla doğmuşum ve hiç iştahım yokmuş. Telaşa kapılan annemle babam beni mümkün olduğunca besleyebilmek için canla başla çabalamış, ben iyileştikten sonra da uzun süre böyle devam etmişler. Sonunda tam bir tosuncuk olmuşum. Saçlarım uzamaya başladığında, asimetrik alın çizgim tepesi açılmış ihtiyar bir adamınkini andırıyormuş. Tabii ki annemle babam benim dünyanın en güzel bebeği olduğumu düşünüyormuş.
Bir kimyager olarak, bazen güzelliğini sadece benim görebildiğim çirkin bir çocuğun annesi gibi hissediyorum kendimi. Birçok insan kimyayı zararlı, zehirli ve yapay bir şey olarak görüyor. Bazen de okuldaki kimya derslerinden nasıl nefret ettiklerini, kurtulmayı nasıl dört gözle beklediklerini hatırlıyorlar. Bu insanları bebeğimin güzel olduğuna ikna etmek başlı başına uzmanlık gerektiriyor.
En iyi ihtimalle, insanlar kimyanın ne işe yaradığını bilmiyorlar. Şaşkınlık ve merakla yüzüme bakıp, “Kimyayla ne yapabilirsin ki?” diye soruyorlar.
Bazen içimden onları omuzlarından tutup sarsmak ve “HER ŞEYİ YAPABİLİRSİN!!! Kimya HER ŞEYDİR!!!” diye haykırmak geliyor. Mesela kimyayla bağdaştırdığım ilk şeylerden biri lezzetli yemeklerdir. Hem kimyager hem de harika bir aşçı olan babam bana tüm kimyagerlerin iyi aşçılar olduğunu söylemişti. Yemek yapamıyorsanız iyi bir kimyager değilsiniz demektir. On üç yaşındayken kozmetiğe merak saldığımda, babam oradaki detayları da enine boyuna anlatabilmişti – renk pigmentlerinin kimyasal yapısını, hacim verici saç spreyinin nasıl etkili olduğunu, yüz kreminin pH değerini. Benim için kimya her zaman gündelik yaşamın bir parçası oldu.
Kimya okuduktan sonra bir daha iflah olmadım. Kahve içerken, dişlerimi fırçalarken veya egzersiz yaparken adenozin reseptörlerini, florürleri ve metabolik enzimleri düşünüyorum. Güneşli bir günde yürüyüşe çıkarsam, melanini ve D vitaminini düşünüyorum; makarna pişiriyorsam aklıma suyun kaynama noktasının yükselmesi ve nişasta polimerleri geliyor. Ayrıca çok da iyi bir aşçı oldum – aksi halde iyi bir kimyager de olmazdım.
Çoğu kişinin sadece kimya hakkında değil, kimyagerler hakkında da oldukça yerleşik fikirleri var. Bana sık sık kimyager gibi görünmediğimi söylüyorlar. The Big Bang Theory’nin* başarısı “inek” olmayı toplumsal açıdan makbul bir hale getirmiş olabilir ama dizi birçok klişeyi de sergiliyordu – bir konuda uzmansanız sosyal becerilerinizin olması kesinlikle imkânsızdır gibi. Biz biliminsanlarının mücadele etmek zorunda olduğu çok sayıda klişeden yalnızca biri bu. Biliminsanları hayatlarını laboratuvarlarda veya kitap raflarının arasında geçiren bilinmedik yaratıklardır. Neye benzediğimizi, hobilerimizin olup olmadığını, hatta arkadaşımızın olup olmadığını bilen yoktur. Biliminsanları da insan mıdır? Bilmek mümkün değil.
Doktora yaptığım sırada, The Secret Life of Scientists (Biliminsanlarının Gizli Yaşamı) adında bir YouTube kanalı açmaya karar verdim. Videolarımın bilime ayna tutmasını istiyordum. Sadece bilimin ne harika bir şey olduğunu değil, biliminsanlarının da ne kıyak insanlar olduklarını göstermek istiyordum. Bu görev karmaşık bir araştırma projesini andırıyor ve üzerinde hâlâ çalışıyorum. Şu anda bir yandan Alman içerik ağı funk için maiLab adlı YouTube kanalını yürütürken bir yandan da Alman televizyonunda yayımlanan Quarks adlı programı sunuyorum.
Öyleyse neden bir de kitap yazıyorum? Çünkü gerçekten içimi dökmek istiyorum. Bu kitap sizi kimyager beynimin içine davet ediyor ve bir bilim gazetecisi ve YouTuber olarak günlük hayatımın nasıl geçtiğine dair kısa bir fikir veriyor. Fakat hepsinden önemlisi, bu kitabı okumanızı, kimyanın gözlerinin içine bakıp dayanılmaz cazibesine teslim olmanızı istiyorum. İnsanların meraklı varlıklar oldukları konusunda yanılmıyorsam, bu kitabı okumak size kimyanın hakikaten her şey demek olduğunu göstermenin yanı sıra, bu bilimin ne kadar güzel olabileceğini de fark etmenizi sağlayabilir.
* 2009-17 arasında yayınlanan ve bir deneysel fizikçi, bir teorik fizikçi, bir uzay mühendisi ve bir astrofizikçi olmak üzere aynı üniversitede çalışan dört genç biliminsanını merkezine alan Amerikan durum komedisi dizisi. –ç.n.