ISBN13 978-605-316-248-3
13x19,5 cm, 248 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Önsöz, s. 9-13

Bizi insan yapan şeylerden biri, çevremizdeki dünyaya duyduğumuz meraktır. Bu merak sayesindedir ki biliminsanları, gezegenimizi paylaştığımız milyonlarca diğer türü keşfetmeye, tanımlamaya ve isimlendirmeye çalışır. Bazen yeni keşfedilmiş bir türe verilen bir isim toplumun dikkatini çeker. Bunun nedeni bazen yeni türün belirli bir insanın ismini almış olmasıdır; bu kişi ister hayatta veya ölmüş, ister gerçek veya hayali, ister hayranlık veya nefret uyandıran biri olsun. Bunun gibi eponim isimlere örnek olarak, ismini Charles Darwin’den alan kaya midyesi (Regioscalpellum darwini), David Bowie’den alan örümcek (Heteropoda davidbowie), SüngerBob KareŞort’tan alan mantar (Spongiforma squarepantsii) ve George W. Bush’tan alan kınkanatlı böcek (Agathidium bushi) verilebilir. Bu ve benzeri isimlendirmeler, türü isimlendiren biliminsanını, ismi taşıyan türü ve ismin atıfta bulunduğu kişiyi birbirine bağlar.

Ayrıca bunlar birçok insana biraz tuhaf gelir. Bir insanın ismini, biliminsanlarının teknik ve jargon dolu dergi makalelerini ve monografilerini yazarken kullanacakları yarı Latince bir tür ismine dönüştürmek, o kişiyi onurlandırmak için oldukça garip bir yöntemdir. Bu bağlamda, Jane Colden’ın teyzesine hak vermemek zor. Jane Colden, Yeni Dünya’nın muhtemelen ilk kadın botanikçisiydi. On sekizinci yüzyılın ortalarında aktifti; babası (harikulade ismiyle Cadwallader Colden) da botanikçiydi ve kızının doğa tarihine olan ilgisini destekliyordu. Jane’in New York florası üzerine kendi eliyle yazıp resimlediği eser Londra’da yaygınlaştı ve bir bitkinin ona ithafen Fibrurea coldenella diye isimlendirilmesi teklif edildi. Ancak bu teklifi hayretle karşılayan Jane’in teyzesi şöyle itiraz etti: “Daha neler! Hıristiyan bir kadının ismini bir ota vermek de neyin nesi!”1

Bir örümceğe David Bowie’nin (veya bir bitkiye Jane Colden’ ın) ismiyle hitap edilmesini –ve böylece bir ismin bir hikâye anlatmasını– mümkün kılan kişi, on sekizinci yüzyılın parlak İsveçli botanikçisi Carl Linnaeus’tı. Linnaeus’tan önce, bir bitki veya hayvan türünün bilimsel isimlendirmesi basit bir tanımlama çabasından ibaretti. Bir türün ismi, onu tanımlayan ve benzerlerinden ayıran Latince (ve bazen oldukça uzun) bir ibareydi; ama bundan fazlası değildi. Linnaeus’ın “binomial [iki terimli] sistemi” ise birçok önemli açıdan farklıydı. Bu sistem her şeyden önce basittir ve dünyanın biyoçeşitliliği hakkındaki bilgimizi kolayca düzenlememize olanak tanır. Her türün tek kelimelik bir ismi vardır ve yanına, yakın akrabalarının bulunduğu grubu ifade eden tek kelimelik bir “cins” ismi alır. Örneğin Acer rubrum’daki rubrum kelimesi, günümüzde Acer cinsine mensup 130’a yakın akçaağaç türünden birini ifade eder. Ama Linnaeus’ın sistemi, değeri daha az anlaşılmış başka bir yenilik daha sunuyor ve isimlendirmeyi tanımdan ayırıyordu. Linnaeus’ın türettiği isimler –ve Linnaeus’tan sonraki bütün bilimsel veya “Latince” isimler– birer dizinleme aracıdır. Tanımlayıcı olabilirler (Acer rubrum, kırmızı akçaağaç), ama her zaman öyle olmak zorunda değildirler (Acer davidii, Père David akçaağacı).

Linnaeus’ın tanımlayıcı olmayan isimleri icat etmesi önemsiz görünebilir, ama daha önce mümkün olmayan bir şeyi mümkün kıldı: Biliminsanları artık türleri isimlendirerek kendilerini ifade edebilecekti. Birini bir Latince eponim isimle onurlandırmayı seçen bir biliminsanı, onurlandırdığı kişiyle ilgili bir hikâye anlatabilecek, ama aynı zamanda kendisiyle ilgili bir hikâye de anlatmış olacaktı. Linnaeus’ın icadı sayesinde isimler –ve özellikle eponim isimler– biliminsanlarının kişiliklerine açılan bir pencere haline geldi.

O pencerenin ardında görünen nedir? Biliminsanlarının belki de birçok kişinin sandığı gibi serinkanlı, donuk ve duygusuz varlıklar olmadıkları. Onlar, Latince isimleri yaratıcı bir şekilde kullanarak insanlığın bütün erdemlerini, zayıflıklarını ve kusurlarını açığa vururlar. Bazı biliminsanları organizmaları isimlendirirken doğa bilginlerine, kâşiflere ve kahramanları olarak gördükleri başka kimselere duydukları hayranlığı dile getirir. Kimisi, akıl hocalarına veya destekçilerine duyduğu minnettarlığı itiraf eder; kimisi de eşine, kızlarına veya ebeveynine duyduğu sevgiyi. Kimisi Harry Potter veya punk müzik hayranı olmanın gururunu yaşar. Kimisi adalet ve insan hakları konusundaki fikirlerini beyan eder. Kimisi demagoglara ve diktatörlere duyduğu horgörüye dikkat çekerken, ne yazık ki kimisi de böyle insanları tasvip ettiğini beyan eder. Organizmaların eponim isimleri, taraflılığın ve önyargının utancını yaşatabileceği gibi, bu tür insani kusurları aşma çabalarından övünç duymamızı da sağlayabilir. Biliminsanları, atadıkları eponim isimlerle kendilerini kimi zaman ağırbaşlı, kimi zaman şakacı ya da eksantrik; bazen merhametli ve bazen de kindar gösterirler; bir yılanın karnındaki pulların desenine nasıl tutkuyla yaklaşıyorlarsa, tarihe, sanata ve kültüre de aynı derecede tutkun görünürler.

Eponim isimlendirmelerin açtığı pencereden baktığımızda, insanlığın en iyi ve en kötü yanlarını görürüz. Bilimin, içerisinde çokça kişilik ve tarih barındıran bütünüyle insani bir faaliyet olduğunu ve isimlendirilen tür, ona ismini veren kişi ve isimlendirmeyi yapan biliminsanı arasındaki şaşırtıcı bağlantılarla şekillendirildiğini anlarız. A. S. Byatt’ın Morpho Eugenia adlı kısa romanında Bayan Mouffet karakterinin dediği gibi: “İsimler, dünyayı tek bir dokuda bir araya getirmenin bir yoludur.” Eponim isimler sayesinde bir araya gelen hikâyeler şaşırtıcı, büyüleyici ve dokunaklı olabilir; kimi zaman da rahatsız edicidir. Okuyacağınız sayfalarda bu hikâyelerden bazılarına yer verildi. Pencereden bakarken iyi seyirler dilerim.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2022. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X