 | ISBN13 978-975-342-421-9 | 13x19,5 cm, 336 s. |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | | Kadınsız İnkılap Nezihe Muhiddin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği Yayıma Hazırlayan: Müge Gürsoy Sökmen Kapak Tasarımı: Emine Bora |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Ekim 2003 | 5. Basım: Ağustos 2022 |
"Nezihe Muhiddin kimdi? Hangi sosyal ve entelektüel ortamda yetişti? Kadınlar için neler düşündü? Neler yaptı? Otuzlu yaşlarını sürerken, yani daha çok şeyler yapabilecekken neden ve nasıl kadın hareketinden koparıldı? Nasıl unutturuldu? Türkiye'nin yakın geçmişine ışık tutan bu bilmecenin, Yeni Kadın Hareketi'nin ilk günlerden itibaren içinde yer almış, oluşumuna katkıda bulunmuş, feminizm tartışmalarını yakından izleyen bir kadın tarihçinin kaleminden, dönemin eski Türkçe belgelerine dayalı öyküsünü okumak, özellikle genç kadınlara çok şey öğretecektir. "Zihnioğlu, tek parti dönemi yöneticileriyle Nezihe Muhiddin arasındaki çatışmanın, özünde, kadın kimliği etrafında döndüğünü, Muhiddin'in, Cumhuriyetçi erkeklerin kadınları 'gayri meşur çocuk', hatta düpedüz 'çocuk kadın' olarak görmek istemelerini kabullenemediğini söylüyor. Nezihe Muhiddin'in mücadelesini bilmenin, biz kadınlar için taşıdığı hayati önemi Fatmagül Berktay'ın şu sözleri çok iyi ifade ediyor: 'Geçmişte yaşananlar, çekilen acılar ve harcanan çabalar belleklerden silinip gidiyor ve bizler hep 'çocuk kalmaya' mahkûm oluyoruz. İşte bunun içindir ki kadınların kendilerini 'tarihe yazmaya', geçmişi araştırmaya, başka kuşakların mücadeleleriyle bağlar kurmaya ve kendilerinden esirgenmiş olan bilgi ve eğitime sahip çıkmaya ihtiyaçları var.' " – Şirin Tekeli  | İÇİNDEKİLER |
Sunuş Şirin Tekeli Giriş I Nezihe Muhiddin: Yaşamı, Düşünceleri II Birinci Dalga Cumhuriyetçi Feminizm ve Milliyetçi Söylemin Sınırları Sonuç Kaynakça ve Dizin içerir  | OKUMA PARÇASI |
Şirin Tekeli, Sunuş, s. 9-12 Yaprak kitabına bir giriş yazısı yazmamı istediğinde tereddütsüz kabul ettim. Sonra düşünmeye başladım. Biz Yaprak'la ne zaman tanışmıştık? Yirmi yıldan çok olmalıydı. Arkadaşlığımızın başlangıcını bulmak için elimde bir-iki ipucu vardı. Kadınlarla ilgili doçentlik tezimi yazdıktan sonra olmalıydı... Bizi buluşturan, kadın konusuna ortak ilgimizdi. Ben üniversiteden istifa etmeden önce olmalıydı... Onu ilk kez, Beyazıt'taki, bakımsızlıktan kararmış ama bir zamanlar güzel olduklarını saklamayan ahşap Osmanlı evlerine bakan, yüzyıllık ağaçların gölgelediği küçük odamda, üzerinde eprimiş bir jean etekle gördüğümü hatırlıyorum. Ve hamileydi. Ama, 1978 miydi, 79'un başı mıydı (sonu olamaz çünkü son bursumla o yıl Fransa'ya gitmiştim), 80'in sonu muydu, yoksa 81 miydi? Dört yıla varan bir belirsizlik! Proust'un "madelaine"den hareketle yaptığını yapmak, "Kayıp Zamanın Peşinde" bir roman yazmak niyetinde olmadığım açıktı. Hemen Yaprak'a bir mail gönderdim. O da uzun boylu düşünmüş. Gönderdiği yanıt kafamı daha da karıştırdı. Çünkü Yaprak, o küçük odada bir değil iki kez karşılaştığımızı, ikincisinde hamile olduğunu yazıyordu. Birincisini tamamen unutmuşum. Sonunda, elimizdeki verilerin en sağlamına güvenip –kızı Başak 1981'in Temmuz ayında doğmuştu– benim hafızamda yer eden buluşmayı 81'in bahar aylarında gerçekleştirdiğimiz sonucuna vardım. O gün ne konuşmuştuk? Yaprak, gazeteciliği bırakmıştı, kadın konusuna ciddi olarak eğilmeye karar ... Devamını görmek için bkz. |  |
Giriş, s. 15-27 Türkiye'de son yirmi yıl içinde kadın sosyal bilimciler şu soruya yanıt arıyor: Osmanlı Türk modernleşmesinde kadınların rolü ne oldu? Bu soruyu ben, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını temel alarak, kadınlar yönünden sormak istiyorum. Kadınlar, Cumhuriyet reformlarının, Batılılaşma, çağdaşlaşma projesinin edilgen göstergeleri ve simgeleri olarak kalmayı kabullendiler mi? Yaygın kanının aksine, bu reformların yapıcıları olarak ulus devletin inşasına katılmak, siyasal özne olmak istediler mi? Kadınlar hakları için mücadele ettiler mi yoksa siyasal, medeni ve vatandaşlık hakları Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) tarafından mı verildi? Kadınlar Cumhuriyet'in kuruluşunda siyasal failler / eyleyiciler / aktörler olabildiler mi? Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında toplumsal cinsiyet hiyerarşisi nasıl kurgulandı? Bu çalışmamda bu sorulara Nezihe Muhiddin'in (1889-1958), Kadınlar Halk Fırkası (KHF) ve Kadın Birliği'nin (TKB) etkinlikleri çerçevesinde yanıt aramaya çalışacağım. Bu incelemenin konusu olan Nezihe Muhiddin on dokuzuncu yüzyılın sonlarında doğmuş(1) ve ilk toplumsal etkinliklerine II. Meşrutiyet döneminde başlamış bir Osmanlı Türk kadın hakları savunucusu, düşünür ve eylemci, kadın tarihimizde iz bırakmış önemli bir şahsiyet. Muhiddin, kültür düzeyi ve analiz kabiliyetiyle öne çıkan bir siyasal stratejist, bir feminist, bir mefkûreci, iyi bir hatip, karizmatik bir kişilik ve bir yazar.(2) Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında kadın ... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Hande Öğüt, "Cumhuriyet'in gayri meş'ûr kızları", Radikal Kitap, 5 Mart 2004 Sheila Rowbotham, Kadın Bilinci Erkek Dünyası adlı kitabının "Canlı Taşbebek" başlıklı bölümünde, erkeklerin, kadınları evcilleştirmek, bastırmak, kimlik edinme çabasını budamak için onları nasıl bebek yerine koyduklarını, Cliff Richard'ın "Living Doll" adlı şarkısından yola çıkarak anlatır. Bu şarkı onu, gencecik bir kızken incitmeye başlamıştır; çünkü erkekler yaşayan ancak düşünmeyen bir taş bebek ister. Erkekler bebekleri yaratırken kız çocuklar, bebekler(iy)le özdeşleşir. Kadın-bebeklerle oynayan küçük kızlar; kadınları çocuklaştıran anlayışın ve dilin (taş bebek kadar güzel!) mistifikasyonuyla büyüdüklerinde de, bir bebek imitasyonuna dönüşmüş, prototip bir nesneye indirgenmiş olur. Bu, evvel zaman içinde anlatılan bir kadim masal değil. Kadını hâlâ korunup kollanacak, cinselliğini, aklını, duygularını yaratıcı ve kurucu iradeye teslim edecek erkek egemen ideolojinin kendini dayatış biçimlerinden biridir. Hitler, kadınlarına "kızlarım," diye hitap eder, Mussolini, onları "yaşamın gülleri" olarak görürken; hepsi doğurgan ve ulusallaştırılmış kadının araçsallaştırılmasının ülkemizdeki tezahürü, tarihin garip cilvesidir ki Cumhuriyet dönemine denk geliyor. İşte Yaprak Zihnioğlu, Kadınsız İnkılap adlı çalışmasında bu olguyu, "Cumhuriyet çocuğu" olmayı reddeden önemli bir feminist düşünür-eylemci Nezihe Muhiddin üzerinden, etraflıca ve nesnel biçimde ortaya koy... Devamını görmek için bkz. |  |
|