 | ISBN13 978-605-316-272-8 | 13x19,5 cm, 104 s. |
Liste fiyatı: 156.00 TL İndirimli fiyatı: 124.80 TL İndirim oranı: %20 {"value":156.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"11546","item_name":"Foucault ve Şeyler","discount":31.20,"price":156.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Foucault ve Şeyler Kurmaca Bir Söyleşi Yayıma Hazırlayan: Savaş Kılıç |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Aralık 2022 |
Oğuz İnel bu kurmaca söyleşide Michel Foucault’nun metinleriyle diyaloğa giriyor. Deliliğin Tarihi, Hapishanenin Doğuşu, Kelimeler ve Şeyler, Cinselliğin Tarihi gibi kitaplardan yola çıkılarak ele alınan bir düşünce, filozofun başka metinlerde dile getirdiği düşünceleriyle açıklanıp geliştiriliyor. Aynı şekilde Foucault kendisine yöneltilen eleştirilerle de karşılaşıyor ve bunları yanıtlıyor. Filozofun devasa yapıtına kendine özgü bir giriş olarak okunabilir bu çalışma..  | İÇİNDEKİLER |
Önsöz Giriş Deliliğin Tarihi Hapishanenin Doğuşu Kelimeler ve Şeyler Cinselliğin Tarihi İktidar İlişkileri ve Bilgi Muarızlar İran 1979 Postmodernizm versus Modernizm Son Sorular
Kaynakça
 | OKUMA PARÇASI |
Önsöz, s. 9-11 Bu çalışma, yirminci yüzyılın en önemli düşünürlerinden olan Michel Foucault’nun oldukça kapsamlı ve girift düşünce bütünü için kısa ve anlaşılır bir kılavuz olabilmesi umuduyla kaleme alınmıştır. Foucault’nun kitapları disiplinlerarasıdır, hatta kimileri onun kitaplarını tarih, felsefe, sosyoloji ve psikolojinin bir alaşımı olarak tanımlar. Yazıları, Allan Megill’in deyişiyle, parlak, spekülatif ve bazı açılardan fena halde rahatsız edicidir. Ayrıca kendine özgü, karmaşık fakat son derece ustalıklı, entelektüel bir üslubu vardır. Üslubunun karmaşıklığı ile ilgili bir soru üzerine Foucault, karmaşık konuların karmaşıklığı iyice anlaşılsın diye özellikle karmaşık bir üslup kullandığını ifade etmiştir. Tabii ki bu tercih, onu anlayabilmek için çaba gösteren pek çok okur için sorun oluşturmaktadır. Çalışmanın başlığı öncelikle filozofun en bilinen kitabı Kelimeler ve Şeyler’e göndermede bulunuyor ama ayrıca “şeyler” ifadesiyle bir başka göndermede daha bulunuyor: Hani bazen bir kitabı okuduktan sonra “yazar önemli şeyler anlatıyor anlatmasına ama doğrusu ben hiçbir şey anlamadım” deriz ya, işte çalışmamızın başlığında yer alan “şeyler”, bu tür şeyleri yani açıklanmaya, aydınlatılmaya gerek duyan konu ve kavramları ifade etmeye çalışıyor. Bir düşünürün karmaşık düşüncelerini daha anlaşılabilir hale getirebilmek için genellikle kitapları yoruma tabi tutulur. Yalnız bunun iki sakıncası olduğunu düşünüyorum. Ya anlaşılab... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Emek Erez, "Foucault, Foucault’yu yorumlarsa", kisadalga.net, 15 Ocak 2023 “Ne Freudcu, ne Marksist, ne sosyalist, ne ilerici, ne üçüncü dünyacı, ne Heideggerci olan; ne Bordieu ne de Le Figaro okuyan; (kimileri gibi) ne ‘solcu Nietszcheci’ ne de sağcı olan, bu sözde goşist çağına ait değildi, Nietzscheci bir terimle söylersek vakitsizdi.” Paul Veyne’nin, Michel Foucault’dan bahsederken kurduğu bu cümleler onu yakından tanıyan birinin düşünürü tanımlama gayretinin yanı sıra bir şeye daha işaret eder. O da yazarın kategorize edilmezliği. Her ne kadar düşünür birkaç yerde “kuşkucu” olduğunu dile getirmiş olsa da onun disiplinlerarası bakışı, meseleleri ele alırken farklı düşünürler, dönemler ve bilme biçimleri arasında kurduğu ilişki zorlu bir anlama sürecini beraberinde getirir. Michel Foucault hem düşüncesi hem de politik görüşleri açısından bir yere sabitleyebileceğimiz bir düşünür değildir. Gary Gutting, onun politik açıdan sınıflandırılamamasıyla gurur duyduğunu ifade eder ve şu cümleleri aktarır, “Sanırım ben aslında birbiri ardına ve kimi zaman da aynı anda politik dama tahtasının pek çok karesine yerleştirildim: Anarşist, gösterişli ya da gizli kapaklı Marksçı, de Gaulle’cülük hizmetinde bir anarşist, neo-liberal ve benzerleri gibi… Bu betimlemelerden hiçbiri kendi başına önemli değil; öte yandan, bir arada ele alındıklarında, bir anlam taşımaktalar. Ve kabul etmeliyim ki, taşıdıkları anlamdan oldukça hoşlanıyorum.” Foucault’nun hem... Devamını görmek için bkz. |  |
|