ISBN13 978-975-342-065-5
13x19,5 cm, 216 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Ayla Türksoy, "Tecavüz kimin suçu?", Yurt Kitap, 9 Aralık 2014

Cinsel şiddet haberlerinin medyada yansıtılış biçimleri, vücut bütünlüğüne ağır bir saldırı olan ve kimi zaman ölümle neticelenen bu suçların, nasıl algılandığı hakkında önemli fikirler veriyor. Yapılan haberlerin bir kısmında, failin, eğer buna yol açabilecek bir kusura sahip olduğu fikrine varılırsa “hasta ruhlu, sapık bir erkek” olarak sunulduğunu söylemek mümkün. Bunun ileri sürülemediği durumlarda, imâ yoluyla ve suçlunun bakış açısıyla, taciz ya da tecavüzün, gerek giyimi gerek davranışlarıyla saldırganı “teşvik eden”, hatta bunu “arzulayan” kadınların suçu olarak işaret edildiğine tanık olabiliyoruz. (Cinsel şiddet haber dili örnekleri için, 2008 yılında tecavüz edilerek öldürülen Barış Gelini Pippa Bacca ile 2013 yılında öldürülen Sarai Sierra hakkında yapılan haberlere göz atmak yeterli.)

Metis Yayınları tarafından, on yıl sonra ikinci kez basılan, yazar Diana Scully’nin Cinsel Şiddeti Anlamak – Tutuklu Tecavüzcü Erkekler Üzerine Bir İnceleme isimli kitabı, kadınların hayatını derinden etkileyen ve kısıtlayan tecavüz hakkında önemli bir çalışma. Kitap, Virginia Commenwhealth üniversitesinde sosyoloji profesörü olarak çalışan Scully’nin, Virginia’daki yedi eyalet hapishanesinde, tecavüz suçlusu 114 mahkûm ve 75 kişiden oluşan diğer suçlu gruplarıyla yıllarca süren görüşme ve araştırmalarından yola çıkılarak yazılmış. Tecavüz ve diğer cinsel şiddet suçlarına, faillerle sürdürülen araştırmalarla yanıt arayan kitabın tezi; tecavüzün öğrenilmiş bir davranış olduğu. Bu davranışın, toplumsal, ekonomik ve politik yapılarıyla kadınları ikincileştirip değersizleştirerek, cinsel şiddeti destekleyen toplumlarda ya da kültür gruplarında ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu yüzden, “cinsel şiddetin sona erdirilmesi için kendini değiştirmesi gereken kadınlar değil, erkeklerdir, tecavüz erkeklerin sorunudur” deniyor.

Hayat boyu tecavüze uğrama riski

Kadınların en çok korktuğu saldırıların başında gelen tecavüzle ilgili kitapta yer alan bir araştırma, 1980 yılına ait olsa da ilgi çekici. ABD’de 12 yaş ve üstü kadınların hayat boyunca tecavüze uğrama risklerini hesaplamak amacıyla, hayat tablosu çözümlemesi yapılmış. Buna göre, evlilik içi cinsel taciz dışarıda tutulduğunda ve bütün kadınların aynı riskle karşı karşıya bulundukları varsayıldığında, tecavüz oranları aynı kalırsa, bu genç kızlardan yüzde 20’si ile yüzde 30’unun hayatlarının geri kalanında şiddete dayalı bir cinsel saldırıyla karşı karşıya kalacağı öngörülmüş. Bugün hem o genç kızlar hem din, dil ve ırk gözetmeksizin dünyadaki diğer kadınlar adına, daha karamsar olmamak için bir neden yok. ABD’de, Hindistan’ta, Ortadoğu’da, ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde kadın ve çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar artıyor. Diğer yandan bu suçların çoğunlukla bildirilmediği düşünülürse ve evlilik içi cinsel taciz de tabloya katılırsa, oranın çok daha yüksek olacağı tahmin edilebilir.

Tecavüz bir hastalık mıdır?

Bu kadar yüksek oranlarda seyreden cinsel şiddet ve tecavüz, uzun yıllar tıbbın konusu olarak görülmüş. Tecavüzün toplumdaki “birkaç” erkeğin sorunu olan bir hastalık (psikopatolojik) olarak ele alınması hakkında Scully kitapta, özetle şunları söylüyor:

“Hastalık modelinin temelinde esas olarak iki varsayım yer alır. ‘Tecavüz, akıl hastalığının yol açtığı bir sorundur ve genellikle denetlenemeyen bir dürtünün ürünüdür.’ Burada ileri sürülen; ‘tecavüz eden erkekler, davranışlarını denetleyemediklerine göre bu davranıştan sorumlu olamazlar.’ Dürtü teorisi, ampirik (deneye dayalı) destekten yoksundur. Bugüne kadar kimse, tecavüz eden erkeklerin bilinen öbür erkek gruplarına göre dürtüsel davranışa daha yatkın olduklarını kanıtlamayı başaramadı. Dürtü teorisi, herhangi bir eylemi açıklamak için kullanılabilir ve eğer mahkemeler karşı koyulamaz dürtü mantığını sonuna dek götürmüş olsalardı, kimsenin herhangi bir suçtan sorumlu tutulamaması gerekirdi. Ne var ki bu mantık, bugüne dek en çok tecavüzü ve başka cinsel şiddet biçimlerini açıklamak üzere kullanıldı. Tecavüz eden bazı erkeklerin tıpkı hırsızlık yapan bazı insanlar gibi, akıl hastası olduklarından şüphe edilemez. Bununla birlikte tecavüzle ilgili çalışmalar, suçu işledikleri sırada erkeklerden yalnız yüzde beş gibi küçük bir bölümünün psikotik olduğunu göstermiştir.”

Kadınlar ‘hayır’ derken ‘evet’ mi demek ister?

Diana Scully, tutuklu tecavüzcülerin, kadınlar hakkındaki yanlış inanış ve kalıp yargılara, öteki suçlulardan daha yatkın olduğunu saptamış. Tecavüzden tutuklu olan ve yaptıklarının tecavüz olmadığını söyleyen inkârcı mahkûmlar, davranışlarını haklı kılmak için, tecavüz yanlısı kültürde var olan kalıp yargılardan yararlandıkları gibi, kurbanlarını hem tecavüze katılmış olarak göstermiş hem de tecavüzden onları sorumlu tutmuş.

“Kurbanları karalama eğilimi, inkârcılar arasında daha yaygın olmakla birlikte, suçu kabul eden erkekler arasında da birkaç suçlu, kurbanlarının kurban olmayı hak ettiğini kanıtlamaya çalıştılar. İnkârcıların anlattıklarında altı tema işledikleri görüldü. Bunlar o şekilde kurgulanmıştı ki, erkeğin davranışı doğru olmasa bile, hiç değilse anlatılan koşullar altında haklı ya da uygun görülebilecekti. 1- Kadınlar baştan çıkarıcıdır. 2- Kadınlar hayır derken aslında evet demek isterler. 3- Kadınlar sonunda gevşer ve bu işten zevk alırlar. 4- İyi kızlara tecavüz edilmez. 5- Tecavüz önemsiz bir suçtur. 6- Maço,kabadayı olmak (cinsel güç hakkında abartılı yorumlar)”

Pornografik yayınlardaki şiddet ve diğer unsurlar

Kitapta, şiddet dolu ve onur kırıcı pornografik yayınların yaygınlaşmasının da, cinsel şiddeti kabul edilebilir kılan kültürel ortamı besleyen etkenlerden biri olduğu görüşüne rastlıyoruz. İlgi çekici bir diğer araştırma ise, şiddet içeren filmleri izleme süresi ne kadar uzunsa, başka durumlarda şiddetle karşı karşıya kalan kurbanlara acıma duygusunun da o kadar azalmakta olduğu.

Cinsel şiddete yol açan diğer etkenler içinde; kadını erkekten aşağıda gören ekonomik, politik, sosyal düşünce ve davranışların etkisi, kültürel etkiler, tecavüz fantezileri, intikam alma ve cezalandırma yolu olarak tecavüz, tanıdıklar tarafından işlenen tecavüz gibi birçok önemli başlık daha yer alıyor

Tecavüz şakaları

Tecavüzle ilgili kurbanı hedef alan şakalar ve kurbanın yaşadığı deneyimleri çarpıtan ifadeler de, yazarın yer verdiği konulardan biri. “Eğer tecavüz kaçınılmaz ise, gevşe ve zevk al derim.” İndiana Üniversitesi basketbol antrenörü Bob Knight’ın, NBC muhabiri ile yaptığı bir söyleşide sarf ettiği, yaygın kullanımlı bu söz, tecavüz gibi ağır bir eylemi önemsizleştirme ve kurbanlarını tekrar tekrar aşağılama görevini yerine getirmeye devam ediyor…

Gülüşünün bile tacize davetiye çıkaracağı söylenen kadınlara yönelik cinsel suçlara verilen cezaların neden düşük kaldığı ve suçu sabit görülen tutuklunun iyi hali (!) ile cezasında indirime gidilmesi, tecavüz yanlısı kültürlerde kimseyi o kadar şaşırtmamalı…

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2021. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova