ISBN13 978-975-342-805-7
13,5x21,5 cm, 568 s.
Yazarın Metis Yayınları'ndaki
diğer kitapları
Yoruma Dair, 2007
Neden Nasıl Düşünürüz?, 2009
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Açıklama, s. 15-17.

Bu araştırma kimileri özel, kimileri mesleğin gerektirdiği, kimileri de kamusal diyebileceğim uğraşların bir ürünüdür.

Özel uğraşlar: Burada, uzun bir ömre çevrilmiş bakıştan –Réflexion faite (Tamamlanmış Düşünce)– söz etmeyeyim ama, Zaman ve Anlatı, Başkası Olarak Kendisi gibi yapıtların sorunsalındaki bir eksiğe dönüş söz konusu. Bu yapıtlarda zaman deneyimi ve anlatma işlemi doğrudan birbirine bağlanmış, ama bunun karşılığında hafıza konusunda, daha da kötüsü unutuş konusunda, yani zaman ile anlatı arasındaki bu ara seviyeler konusunda düşünceler çıkmaza girmişti.

Mesleki uğraş: Bu araştırma, hafıza ile tarih arasındaki bağlarla ilgili aynı sorunlarla karşılaşmış olan meslekten tarihçilere borçlu olduğumuz çalışmaların, seminerlerin ve kolokyumların yakından izlenmesi sonucu ortaya çıktı. Böylece bu kitap hiç kesintiye uğramamış bir tartışmayı işlemeyi sürdürüyor.

Kamusal uğraş: Kimi yerde hafızanın, kimi yerdeyse unutuşun yoğun olmasından ileri gelen kaygı verici durumu görünce şaşırıp kalıyorum; anmaların, hafıza ve unutuş istismarlarının etkisinden söz etmeyeceğim bile. Bu bakımdan, doğru hafıza politikası fikri, benim açıkça dile getirdiğim yurttaşlık uğraşlarımdan biri haline geldi.

*

Yapıt, hem konuları hem de yöntemleri bakımından sınırları kesin çizgilerle belirlenmiş üç kısımdan oluşuyor. Hafızanın ve hafızaya ilişkin fenomenlerin incelendiği birinci bölüm Husserl'in anladığı anlamdaki fenomenolojinin mührünü taşıyor. Tarihe ayrılmış ikinci kısım, tarih bilimlerinin epistemolojisiyle ilgili. Unutuş konusunda derin bir düşünüşle son bulan üçüncü kısım ise, biz insanların tarihsel durumunu konu alan bir yorumbilgisi çerçevesine yerleşiyor.

Bu üç kısmın üçü de önceden belirlenmiş bir yolu izliyor, bu yol da her defasında kendi içinde üçlü bir ritme ayak uyduruyor. Örneğin hafıza fenomenolojisi kararlılıkla hafıza nesnesine, zihnimizde canlanan anıya yönelik bir çözümlemeye açılıyor; sonra anı arayışı, anamnesis, hatırlama aşamalarını katediyor; sonunda önceden verilmiş ve uygulanmış hafızadan, dönüşlü düşünce ürünü hafızaya, benliğin hafızasına geçiliyor.

Epistemoloji yolu, tarihyazımla ilgili işlemin üç aşamasını bir araya getiriyor; tanıklık ve arşiv aşamasından "çünkü" sözcüğünün kullanıldığı açıklama, anlama figürlerine geçiliyor; tarihçinin, geçmişi yeniden sunup yazıya geçirmesi aşaması da yolun sonunu gösteriyor.

Tarihsel durumu işleyen yorumbilgisi de üç aşama içeriyor: İlki eleştirel bir tarih felsefesi, eleştirel yorumbilgisi aşaması; bu eleştirel yorumbilgisi, belli bir bilgi hubris'inin (Eski Yun., kibir, kendini beğenmişlik. –ç.n.) çok çeşitli biçimlerde ihlal ettiği tarihsel bilginin sınırlarına odaklanmaktadır; ikincisi, ontolojik yorumbilgisi aşamasıdır ve bu da tarihsel bilginin varoluş koşulunu oluşturan zamansallaşma kipliklerini açımlamayı hedeflemektedir; böylece hafıza ile tarihin ayak izleri üstünde unutuşun imparatorluğu kurulmaya başlıyor; istemeye istemeye kendi içinde ikiye bölünmüş bir imparatorluktur bu, bir yanında izlerin tamamıyla silinme tehdidi, diğer yanında anamnesis kaynaklarının yedeklenmiş olmasının verdiği güvence vardır.

Ancak bu üç kısım üç ayrı kitap olduğu anlamına gelmiyor. Bu üç direkte her ne kadar farklı ama birbiriyle iç içe geçmiş yelkenler bulunsa da, hepsi aynı yöne giden geminin direkleri ve yelkenleridir. Nitekim hafıza fenomenolojisinde, tarih epistemolojisinde ve tarihsel koşulların yorumbilgisinde ortak bir sorunsal vardır: Geçmişin temsili sorunsalı. Hafızanın nesnesel (objectal) yönü irdelenmeye başlandığı anda şu soru olanca radikalliğiyle karşımıza çıkar: Önce'nin damgasını yemiş bir şeyin namevcut mevcudiyeti olarak ortaya çıkan imgenin, Platon ile Aristoteles'in diliyle, yani Yunanca söylersek, eikon'un sırrı nedir? Aynı soru tanıklık epistemolojisiyle, ardından açıklamanın/anlamanın ayrıcalıklı konusunu oluşturan toplumsal temsillerin epistemolojisiyle ilgili olarak da karşımıza çıkar; bu soru tarihsel geçmiş üstünde anları nokta nokta belirleyen olayların, koşulların ve yapıların yazıya geçirilmesi aşamasına da sıçrar. Baştaki eikon bilmecesi her bölümde gittikçe daha da çözümsüzleşmektedir. Hafıza alanından tarih alanına aktarılan bu kavram tarihsel koşulların yorumbilgisiyle zirveye ulaşmaktadır; geçmişin temsili bu noktada hem unutuşun tehditleriyle karşı karşıya hem de onun korumasına bırakıldığını fark eder.

*

Okura yönelik birkaç açıklama.

Bu kitapta daha önce hiç kullanmadığım bir sunuş tarzını deneyeceğim: Metni en ağır öğretici gözlemlerden –konuya giriş, önceki kanıtlamayla bağları hatırlatma, sonraki gelişmelerin önceden özetlenmesi gibi– arındırmak için yapıtın belli başlı stratejik noktalarına, araştırmanın hangi aşamasında olduğumu gösterecek yönlendirici bilgiler yerleştirdim. Umarım okur, sabrını bu denli zorlamamı anlayışla karşılayacaktır.

Bir başka açıklama: Farklı çağlara ait yazarları anıyor, onlardan sık sık alıntılar yapıyorum, ama sorunun tarihçesini çıkarmıyorum. Kanıt gerektiğinde şu ya da bu yazarı, çağını pek dert etmeden anıyorum. Okurun, aynı anda bütün kitapları önünde açık tutmaya nasıl hakkı varsa benim de buna hakkım var, sanırım.

Son olarak şunu itiraf edeyim: Otorite ve üstünlük göstergesi olan "biz" sözünü atıp da yerine "ben" diyeyim ya da sadece "biz" diyeyim gibi bir kural koymadım kendime. Bir kanıtın sorumluluğunu aldığım zaman "ben", okuru ardımdan sürüklemek istediğim zaman da "biz" diyorum.

Üç yelkenimiz var; haydi bakalım, fora edelim hepsini!

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova