ISBN13 978-975-342-330-4
13X19,5 cm, 212 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş, s. 15-19

Elimi kutuma soktum, yıllardır çer çöple doldurduğum kutuma.

Göbeğimi uzun kesti diye haminnem, benim de aklım alt deliklerde.

Sinsiyim işte, sofuyum, garezimi gülüşümün altına çekiyor, uyuyorum. Ama bazen melaikeliğe soyunup kuyruğumu eteğimin gölgesine sokuşturuyorum. Gözetlendiğimi bildiğim için ne zamandır dip köşelerde saklanıyorum.

Dudaklarımı büzüyorum ve tabii yalan söylüyorum.

Zaten her geçen gün anılarımı yitiriyorum. Düşünsene, önce cüzdanımı çaldılar, içinde bütün fotoğraflarımı da. Ardından aşk sayıklamalarımı.

Duraksamadan hemencecik verivereyim haberi. Herhalde giderek nefret edicem bu şehirden. Hilkat ve Sündüs ve Yegane ve Türkan... Beni görünce sırıtıyorlar, üstüme yorgan yığıyorlar. Aslında bir kaçak gibi hepsinden uzak duruyorum. Sabahları uyandığımda odanın ve pencerenin boşluğu, derin sessizlik. Her şeyin ortasında, taburenin üstünde suyla dolu bir leğen duruyor. İki aybaşılı donumu bu leğenin içine attım.

Kara su sessiz. Ama bak; bazen ürperti veriyor.

Yalnızca soğuk kış akşamları gün batar batmaz, kalabalık caddelerden geçerek vapura binmenin kendine özgü bir duygusallığı ve maceracılığı olduğu kesin. Sonra bu çılgın hayvan yürümeye başlıyor.

O kadar bezgin ki su, gene de ardında bıraktığı köpüklü salya parlıyor. İştahlı bir dil gibi, upuzun bir dil gibi. Çünkü yutmadan önce yalıyor.... Çevresini saran dalgalar büyük; onlardan birinin içine kolayca sığıp kıvrılabilirim!

İşte tümü burada... Güzeller ve lanetliler, geceleyin sevecenliği gelenler, çöplük turnaları, yüzü yaralılar, ciciği bereliler, şekli bozulmuşlar, rahmi alınmışlar...

Bu dili ya ben koparırım, ya onlar.

Bu sözlüğün öncelikli kaynakları kadınlardır. Etrafımızda gördüğümüz, karşılaştığımız, bildiğimiz; başta Ankara ve İstanbul olmak üzere büyük kent merkezlerinde ya da ilçelerinde yaşayan kadınlar. Onların anneleri, anneanneleri, babaanneleri de, "haminnemin meşhur lafıydı" kaydıyla aktarılan yüzlerce söz ile bu sözlüğün "eski toprak" kaynakları oldular.

Bu sözlüğün içeriği derlenirken en basit yönteme başvuruldu. Kadınlarla konuşuldu ve aynı kapıya çıkan bir iki sorunun içi dolduruldu.

– Kendi aranızda konuşurken ......'ya ne dersiniz?

– Erkeklerin anlamayacağı biçimde söylemek istediğinizde nasıl söylersiniz?

– ....... gibi durumlar için ne söylersiniz?

Bu sözlüğün yaklaşık olarak yüzde doksanı böyle canlı tanıklarla konuşularak oluşturuldu. Geri kalan kısmı ise basılı yan kaynaklara bakılarak derlendi.

Örnek cümleler genellikle tanıklardan istendi. İsimler için ve kalıp cümleler için ise tanık cümle verilme gereği çoğu zaman duyulmadı. Sıfat ve deyimler için, sözel kültürün tadını yazılı kültüre geçirecek tanık cümleler seçildi. Çünkü, bu sözlüğün asıl karakteri sözlü kültüre dayanmasıdır.

Bütününe bakılınca:

Bir dil oyunu mu bu?

Evet...

Kadınlar arası tanışıklığı mı güçlendiriyor?

Tabii...

Erkeklere kapalı bir üstünlüğü mü kanıtlıyor?

Galiba...

Bir dil bağıyla kopmaz bir doku mu oluşturuyor?

Şüphesiz...

Şifrelerle anlaşma çabası mı?

Yer yer...

Hayatı kendi dünyasıyla karşılama gayreti mi?

Sanırım...

Önce ürkek ve yavaş başlayan ama sonra heyecanlandıran bir çalışmayla uzun yıllar süren bir derlemenin ürünü bunlar. 2500'ü aşkın kadınla temas sonucu öğrenildi. Bu sözlükte onların hepsinin adını vermek isterdim. Fakat bu, bir dizi hukuksal sorunun yanı sıra, kitaba yaklaşık 30-40 sayfanın daha eklenmesi demekti.

"Argo en mazlum olduğu anda en saldırgan olabilendir," diyor Hulki Aktunç. Bence de öyle. Bu sözlüğün kaynaklarının çoğu şüphesiz "temiz aile" kadınları. Örneğin hemşireler, hasta bakıcılar, doktorlar, ev kadınları, öğrenciler, işçi kadınlar, gazeteci kadınlar, memureler, kuaförler, ağdacılar... Onların yaratıcılıklarını, fantezilerini, neyle nasıl alay ettiklerini görmek mümkün bu sözlüğün sayfalarında. Eksik kalan parçalar var. Örneğin hapishanelerdeki kadınlarla hiç temasa geçilmedi, genelevlerdeki kadınlarla da istenen ölçüde temas sağlanamadı. Kırsal alanın yerel söyleyişlerine pek girilemedi.

Sözlükte yalnızca kadın açısı görünsün isterdim tabii. Ama bir ara açı var ki, onu da örneklemeyi tercih ettim. Her iki cinsin cümle kalıbı olarak ortaklaşa kullandığı, ancak kimi yerde sözcük seçiminde farklı davrandığı laflara (ok.) ortak kullanım rumuzuyla yer verdim. Ayrıca cinsiyetsizleştirilen alanları göstermesi açısından da bazı ortak sözcük ya da kalıpları sözlüğe aldım.

Amatör bir çalışma bu. Teknik açıdan bu sözlükte yanlış arayan hiç zorlanmayacak. Bu konudaki tüm eleştirileri sevinçle karşılayacağım.

* * *

Başta ülkemizin bütün kadınları olmak üzere kadınlara has argonun adlı/adsız tüm yaratıcılarına, sözlüğün toparlanışı, yazılışı ve baskıya hazırlanışı sırasında bu çabaya benimle birlikte katılan ve her duydukları tuhaf lafa gülücüklerini esirgemeyen ve şakalarıyla tepki veren aileme, elbette önce anneme ve babama teşekkür ediyorum. Ayrıca yardımlarını ve görüşlerini esirgemeyen başta Hulki Aktunç olmak üzere tüm dost ve arkadaşlarıma, katkıda bulunan isimlerini sayamadığım 2500 kişiye teşekkür etmek istiyorum. Bir de tabii editörüm Kemal Can ve sözlüğün basıma hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkürü borç biliyorum.

Sevgili okurlar,

Söylemek belki fazla, bu bir olgunun kâğıt üzerindeki hali. Bu olgu, elinizdeki sözlüğe sığdığı kadarıyla her zaman sınırlı kalacaktır. Oysa argo dediğiniz sınırsız bir anonim oluşumdur, katkılarla yaşar, gelişir.

İşte bu yüzden,

• Bu sözlükte eksik, yanlış bulduğunuz argo sözcük ve deyimleri,

• Bu sözlükte yer almayan yeni kavram ve deyimleri,

• Ne anlama geldiğini,

• Örnek bir cümleyle birlikte,

• Ve sizinle irtibat kurabileceğim imkânları da belirterek,

kadinargo@yahoo.com adresine veya yayınevine posta kanalıyla Filiz Bingölçe-Argo koduyla yollamanızı rica ediyorum.

Şimdiden teşekkürler...

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova