 | | ISBN13 978-605-316-444-9 | | 13x19,5 cm, 80 s. |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et | | Açılış bölümünden, s. 9-13 Bu hikâye süresince mütemadiyen ipek gibi süzülerek, bazen tozu toprağı döverek, bazen çatallı mavi yıldırımlar eşliğinde, bazen serin rüzgârların getirdiği taze, ferah nebat kokuları yayarak, yaylanarak, uzayıp kısalarak, artıp azalarak, hızlanıp yavaşlayarak, diner gibi yapıp coşarak yağmur yağacaktır. Ve elbette kahramanlarımız ki yedi kişidirler, her ne kadar ıslak odunlarla güç bela tutuşturulmuş, duman yapmasın diye hep bir ağızdan körüklenmiş, büyüdükçe beslenmiş ateşin etrafında çember olup kurulanmaya ve ısınmaya çalışsalar da hikâye boyunca hep ıslaktırlar, üşürler. Bir daha bu hikâyenin herhangi bir yerinde yağmurdan, ıslaklıktan ve üşümekten bahsedilmeyecektir. Ol hikâye böyle sürüyor. Vardi ya Kadın vardiyaya geliyor, adam vardiyadan çıkıyor. Kadın vardiyaya geliyor adam vardiyadan çıkıyor, kadın vardiyaya geliyor adam vardiyadan çıkıyor, kadın vardiyadan çıkıyor adam vardiyaya geliyor. adam vardiyadan çıkıyor kadın vardiyaya geliyor. Bir aksilik olmazsa pazar sabahları karşılıklı sahanda yumurta keyfi yapabiliyorlar. Yağmur Kuşları Çukura gerili naylondan yapılmış avuç içi kadar havuzda biriken yağmur suyunu içen, tasla alıp tıraş olan, başını eğip saçlarını yıkayan, dişlerini fırçalayan arkadaşlarını izledi. Geceyi bekliyordu o. Şırıl şırıl, pırıl pırıl, sakin, tevekkülle yağacaktı gece, biliyordu. İlerideki ağaçların altında soyunup yıkanacaktı yeşil sabun, çam yaprağıyla. Devridayim Diyalektiği Ortada kalaylı bir kap içinde çorba, üç beş parça ekmek, kararmış bir kaşık vardı. Beş kişi ortadaki çorbayı tek kaşıkla sırayla içti. Bir kaşık beş kişinin elinde çorbaya daldı çıktı. Beş kişi tek kaşıkla bir avuç çorbayı kuru ekmekle yedi. Bir kaşık elden ele. Beş kişinin ağzında, dilinde, damağında, açlığında yürüdü, büyüdü. Büyüdükçe büyüdü. |