ISBN13 978-605-316-268-1
13x19,5 cm, 320 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

YZ Nedir Ne Değildir?, s. 14-16

Amacım öncelikle YZ’nin ne olduğunu ve, belki daha da önemlisi, ne olmadığını anlatmak. Buna biraz şaşırıp, iyi de bu ortada değil mi zaten diyebilirsiniz. Uzun vadede YZ hayali hiç şüphesiz, zekâya dayalı eylemlerde bulunma açısından insanınki kadar geniş bir kapasiteye sahip, yani tıpkı biz insanlar gibi özfarkındalık sahibi, bilinçli ve otonom makineler inşa etmektir. YZ hayalinin bu versiyonuna bilimkurgu filmlerinde, dizilerde veya kitaplarda muhakkak denk gelmişsinizdir.

Söz konusu YZ versiyonu sezgisel olarak bildiğimiz bir şey, malumun ilamı gibi gelir. Halbuki, ileride göreceğimiz gibi, bunun gerçekte ne anlama geldiğini anlamaya çalışırken pek çok güçlükle karşılaşırız. İşin aslına bakarsanız, yaratmak istediğimiz şeyin tam olarak ne olduğunu veya insanda nasıl mekanizmalar sonucu ortaya çıktığını anlıyor değiliz. Ayrıca YZ’nin amacının sahiden bu olduğu konusunda bir uzlaşı falan da yoktur. Bilakis gayet tartışmalı bir meseledir bu. Böyle bir YZ’nin –arzu edilirliği şöyle dursun– yapılabilir olup olmadığı konusunda bile bir mutabakat yoktur.

Dolayısıyla büyük hayal olarak niteleyebileceğimiz bu YZ versiyonunu doğrudan ele almak bayağı zordur. Buradan harika kitaplar, müthiş filmler ve video oyunları çıksa da, YZ araştırmaları esasen bu sularda yüzmez. Büyük hayal hiç şüphesiz son derece derin felsefi soruları gündeme getirir. Gelgelelim bu YZ versiyonu hakkında yazılanların çoğu spekülasyondan başka bir şey değildir, hatta bir kısmı evlere şenliktir¬. YZ her zaman parlak biliminsanları kadar kaçık tipleri, şarlatanları ve üçkâğıtçıları da cezbetmiştir.

Öyle veya böyle, YZ hakkındaki genelgeçer tartışmaların ve basının bitmek bilmez YZ sevdasının, ayrıca YZ hakkındaki haberlerde temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan kaygı verici distopyaların (YZ işimizi elimizden alacak, bizden daha akıllı olup çıkacak, üstün zekâlı YZ zıvanadan çıkıp insanlığın kökünü kazıyacak) odağında bu büyük hayalden başka bir şey yoktur. Anaakım medyada YZ hakkında yazıp çizenlerin çoğu konuya yeterince hâkim değildir veya dünyadan bihaberdir. Yazdıklarının büyük bölümü, eğlenceliyse de, teknik açıdan çerçöptür.

Elinizdeki kitapta işte bu anlatıyı değiştirmek, YZ’nin gerçekte ne olduğunu, YZ araştırmacılarının gerçekte ne üstünde ve nasıl çalıştığını anlatmak istiyorum. Yakın gelecekte, gerçek YZ bu büyük hayalden oldukça farklı olacak. Onun kadar dikkat çekici değil belki ama, ilerleyen bölümlerde göreceğimiz üzere, başlı başına heyecan verici. Bugün anaakım YZ araştırmaları, halihazırda insan beyni (ayrıca, potansiyel olarak, insan bedeni) gerektiren ve alışıldık bilgi işlem tekniklerinin bir çözüm sunmadığı belli başlı görevleri yerine getirecek makineler inşa etmeye yoğunlaşıyor. Yaşadığımız yüzyıl bu alanda önemli gelişmelere tanık oldu, YZ’nin günümüzde böylesine el üstünde tutulması biraz da bundan. Yirmi sene önce, otomatikleştirilmiş çeviri araçları bilimkurgu filmlerinde görebileceğiniz türden bir YZ teknolojisiydi; halbuki son on yılda, gündelik gerçekliğin alelade uygulamalarından biri haline geldi. Bütün kısıtlarına rağmen bu çeviri araçları her gün dünyanın dört bir yanında milyonlar tarafından kullanılıyor. Önümüzdeki on yıl içinde, sözün gerçek zamanlı olarak isabetli bir biçimde tercüme edildiğini, ayrıca yeni yeni artırılmış gerçeklik araçlarının, içinde yaşadığımız dünyayı algılama, anlama ve bu dünyayla ilişki kurma tarzlarımızı değiştirdiğini göreceğiz. Sürücüsüz otomobiller gerçekçi bir ihtimal olarak ufukta beliriyor. Sağlık alanını dönüştürecek, muhtemelen hepimizin yararlanacağı uygulamalar halihazırda kullanılmaya başlanmış gibi görünüyor: YZ sistemlerinin bir röntgen veya ultrason filmindeki tümör gibi anomalileri teşhis etmede insandan daha iyi olduğu anlaşılıyor; giyilebilir/takılabilir teknoloji, YZ ile birlikte, sağlık durumumuzu düzenli olarak takip etme imkânı sunuyor; kalp rahatsızlığı, stres, hatta demans konusunda erken uyarıda bulunuyor. YZ araştırmacıları tam olarak böyle şeyler üstünde çalışıyor işte. Ve YZ konusunda beni heyecanlandıran da tam olarak böyle şeyler. Dolayısıyla YZ anlatısının asıl bunlarla ilgili olması gerektiğini düşünüyorum.

Günümüzde YZ’nin durumunu ve genel itibarıyla o büyük hayalle neden ilgilenmediğini anlamak istiyorsak, YZ yaratmanın neden zor olduğunu da iyice anlamamız lazım. Son altmış yılda YZ’ye müthiş bir emek harcandı (ve alana ciddi miktarda araştırma fonu akıtıldı). Yine de üç vakte kadar hepimizin robot hizmetkârları olacakmış gibi görünmüyor ne yazık ki. YZ’nin zorluğu nereden geliyor öyleyse? Bu sorunun cevabını anlamak için, önce bilgisayarın temelde ne olduğunu ve neler yapabildiğini bir anlamamız lazım. Bu da bizi matematik alanındaki en derin sorulara ve yirminci yüzyılın en büyük zekâlarından biri olan Alan Turing’in çalışmalarına getiriyor.

 


Kişisel Veri Politikası
Aydınlatma Metni
Üye Aydınlatma Metni
Çerez Politikası


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2022. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova









İnternet sitemizi kullanırken deneyiminizi iyileştirmek için çerezlerden faydalanmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
X