ISBN13 978-605-316-129-5
13x19,5 cm, 160 s.
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et
 

Giriş, s. 11-13

Bu kitap zaman algısını konu alıyor. Geçen zamana dair öznel duygularımızı ve süre duygumuzu inceliyor. İnsanlar ilk defa kendilerinin bilincine vardıklarından beri zaman fenomeni hep bir muamma oldu. Öznel zaman nedir? Zaman duygumuz nasıl oluşur?

Ne var ki bu kitap yalnızca sorular sormuyor. Bunun yanında birçok cevap da sunuyor, zaman duygumuzun nasıl ortaya çıktığını açıklıyor – gerek tek bir an gerekse bütün bir hayat bağlamında. Son yıllarda biliminsanları, bir arada ele alındıklarında öznel zamana dair yeni bir tablo oluşturacak keşiflerde bulundular. Sabırla çalışan araştırmacılar, zamanın nasıl bilincine vardığımıza dair o asırlık soruya yeni –ve daha da önemlisi, ikna edici– bir cevap sunan psikolojik ve sinirbilimsel tespitlerde bulundular.

Zaman bu kitap boyunca ele alacağımız ana tema olmakla birlikte, konumuz gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olan birçok temel süreci de içeriyor. Zaman, fenomenlerin birdenbire bambaşka bir ışıkta göründüğü bir ağ teşkil eder. Bu fenomenler arasında duygular, anılar, mutluluk, dil, akademik ve mesleki başarılar, benlik duygusu, bilinç, stres, akıl hastalığı ve kişinin kendi benliğinin ve bedeninin farkında olması sayılabilir. Zaman ağının kapsamına giren meselelerden bazıları şunlardır:

• Yaşlandıkça zamanın daha hızlı geçmesi: Hayatta ve bellekte rutinlerin artması bunda önemli bir rol oynar.

• Tatminkâr bir hayatın mevcut ânın tadını çıkarmakla doyumun ertelenmesi arasında özgürce seçim yapmaya bağlı olması; itkileri doğrultusunda hareket eden insanların daha kolay sıkılması.

• Her insanın, hızlı hareket eden kişileri yavaş hareket edenlerden ayıran kendine özgü bir beyin ritmi olup olmadığı ve beyin ritminin korkutucu durumlarda hızlanıp hızlanmadığı sorusu (bilimsel olarak araştırılan bir soru).

• Zamana gerçekte neden “ihtiyaç” duyduğumuz sorusu – zaman konusundaki yargılar genellikle bir şeyin fazla uzun ya da fazla kısa sürdüğüne işaret eden hata sinyalleri işlevi görür, bu da gündelik hayatta karar verme mekanizmamızda önemli bir rol oynar.

• Farkındalık aracılığıyla, hayatın algıladığımız hızını azaltıp böylece zaman kazanmanın mümkün olup olmadığı sorusu – öznel zamanı yavaşlatmanın yollarından biri meditasyondur.

• Duygularımızın, zamanı ve bedenimizi algılama biçimimizle yakından bağlantılı olması – bedenimizden gelen sinyallerin “şimdi ve burada” varolma deneyimimizin bir parçası olduğuna ve zamanın geçişine dair hislerimizin temelini teşkil ettiğine dair kanıtlar giderek artıyor.

• Zaman ve bilinçli benlik deneyimimizin altında yatan beyin sistemlerinin işlevleri – zaman bilinciyle ilgili halen devam eden araştırmalar, bilinçli benliği daha iyi anlamamıza yardımcı olacak.

Tatminkâr bir hayat neye benzer? Nihayetinde, geçmişimizin, yaşadığımız ânın ve geleceğimizin çeşitli boyutlarını idare etme biçimimiz bunda hayati bir rol oynar. Şöyle denebilir: Geçmişi olduğu gibi kabul etmeliyiz. Yaşanmış bir olayı değiştiremeyiz, ama deneyimlerimiz sayesinde şimdiki zamanla ve gelecekle daha iyi yüzleşebiliriz. Kişisel mutsuzluğun genellikle geçmişle barışma konusundaki isteksizlikten kaynaklanması tesadüf değil. Bunun yanı sıra, gelecek hakkında fazlaca endişelenme ve olabileceklere dair abartılı fikirlere kapılma eğilimindeyiz. Oysa daima şimdiki zamanda yaşıyoruz ve onu tecrübe ediyoruz. Dolayısıyla yapmamız gereken, şu anki varlığımızı işlemek. Geçmişe ve geleceğe ait olan şeyler daima şu anda yaşadığımız deneyimlerle ilgilidir. Zaman boyutu, biraz daha yakından bakılmayı hak eden bir konu, zira bir bütün olarak deneyimlerimize, özbilincimize, hayatın kendisine sıkı sıkıya bağlı. Biz zamanız. İlerleyen sayfalar, bunun tam olarak ne anlama geldiğini açıklamayı amaçlıyor.

 


Metis Yayıncılık Ltd. İpek Sokak No.5, 34433 Beyoğlu, İstanbul. Tel:212 2454696 Fax:212 2454519 e-posta:bilgi@metiskitap.com
© metiskitap.com 2020. Her hakkı saklıdır.

Site Üretimi ModusNova