 | ISBN13 978-975-342-427-1 | 13x19,5 cm, 96 s. |
KAMPANYADA Liste fiyatı: 148.00 TL İndirimli fiyatı: 66.60 TL İndirim oranı: %55 {"value":148.0,"currency":"TRY","items":[{"item_id":"248","item_name":"Yıldız Savaşları","discount":81.40,"price":148.00,"quantity":1}]} |
Bu kitabı arkadaşına tavsiye et Diğer kampanyalar için |  |
|
| | Yıldız Savaşları Uzaya Yerleştirilen Silahlara Karşı Barış İçin Özgün adı: Weapons in Space Çeviri: Deniz Aytaş Yayıma Hazırlayan: Bülent O. Doğan Kapak ve Grafik Tasarım: Semih Sökmen |
Kitabın Baskıları: | 1. Basım: Ekim 2003 |
ABD hangi gerekçeyle uzayı silahlandırmak istiyor? Uzaydan izleniyor olmanın huzursuzluğuna şimdi bir de her an uzaydan vurulabilir olma korkusu mu eklenecek? Irak’ın işgaliyle saldırgan tavrı ayyuka çıkan ABD, tüm dünyayı bir felakete götürmenin hazırlığında. Soğuk Savaş dönemindeki uzaya silah yerleştirme projeleri bir bir hayata geçiriliyor. Bush yönetimi, uzaya hâkim olarak dünyanın mutlak lideri olma hayalinin peşinde. Bu durum diğer ülkelerin ya tamamen teslim olmasına ya da uzayı silahlandırma konusunda ABD ile rekabete girmesine neden olacak. Bu kitapta Excalibur projesinden uzay temelli lazerlere kadar yapılan planların belgeler ışığında gözler önüne serildiğini göreceksiniz.  | İÇİNDEKİLER |
Sunuş, Roni Margulies Önsöz, Dr. Michio Kaku 2020 İçin Öngörüler: Eksiksiz Egemenlik Uzay Temelli Lazerler Uzayda Silahlanma Yarışının Engellenmesi Excalibur Politika, Kukla Oyunu ve İktidar Güçleri İç Muhalefet Tarihsel Öncül Küreselleşme ve Kontrol Nükleer Silah Artışına ve Yarışın Kızışmasına Karşı Notlar Yararlı Adresler  | OKUMA PARÇASI |
Roni Margulies, Sunuş, s. 7-11 Gençliğimde The Russians Are Coming! The Russians Are Coming! adlı bir komedi filmi görmüştüm. Bir sahnesinde, Soğuk Savaş sırasında bir Amerikalı, kaldığı hastane veya tımarhaneden dışarı bakarken bahçede nedense Rus sandığı birini görüp "Ruslar geliyor! Ruslar geliyor!" diye bağırarak koridorun öbür ucundaki pencereye koşuyor ve bilmem kaçıncı kattan aşağı atlıyordu. Filmi izlediğimde siyasetle ilgilenmeye yeni yeni başlamış olsam gerek ki, "Yahu," diye düşündürtmüştü bu sahne beni, "bu herifler acaba kendi propagandalarına kendileri de mi inanıyor?" O günlerde ABD, dünyada tüm yaptıklarını, dış siyasetinin saldırganlığını, açtığı savaşları, yaptırttığı darbeleri, devasa askeri harcamalarını Sovyetler Birliği'nin varlığına, "komünizm" tehlikesine bağlıyor, böyle meşrulaştırıyordu. Batı kapitalizmi ile rekabete girişmiş olmanın Sovyetler Birliği'nde devlet kapitalizmini pekiştirdiğini, bir kez iktidarını oturttuktan sonra Stalinist bürokrasinin dünyaya "komünizm" yaymak gibi bir kaygıyı aklına bile getirmediğini, ABD'nin ve tüm diğer büyük ülkelerin egemen sınıfları gibi bir egemen sınıf olarak görülmek, aynı masada eşit bir ortak olarak oturmak, rahat bırakılmak ve uluslararası statükoyu sürdürmek istediğini bilen benim gibileri için o yıllarda siyasete damgasını vuran bu ikiliği aşmak zordu: Bir yanda kendilerini pencereden atacak kadar Amerikan propagandasına inananlar, öte yanda, buna inanmayan ama buna karşılık b... Devamını görmek için bkz. |  |
Michio Kaku, Önsöz, s. 13-14 Tarihçiler, 20. yüzyıl tarihini yazarken, iki süper güç arasında felakete yol açacak olan binlerce tonluk hidrojen bombalarını da içeren toptan nükleer savaş tehdidinin Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte geri çekildiğini söyleyecekler. Ancak, tam bir tehlike geçti derken, yeni bir tanesi korkutucu bir biçimde ortaya çıkıyor. Bir barış ve refah dönemine giriş yerine, diyecek tarihçiler, 21. yüzyılın başı, uzayın silahlanmasıyla birlikte, militarizasyon düzeyinin yükselişine tanık oldu. Bunun, inanılmaz boyutlarda bir fırsatın kaçırılışı anlamına geldiğini belirtecekler. Göz göre göre, nükleer silahların yasaklanması şansı parmaklarımızın arasından kayıp gidiyor. Ne var ki, çoğu insan bunun farkında değil. Birleşmiş Milletler'de silahlanmanın denetim altına alınması görüşmeleri yapıldığından şöyle böyle haberdar olan insanlar da büyük güçlerin nihayet silahlarını söküp attıkları masallarıyla uyutuldular. Hiçbir şey, gerçekten bu kadar uzak olamaz. Maalesef, ABD Silahlı Kuvvetleri, ortalıkta düşman kalmamış olmasına rağmen, askeri üstünlük amacını tehlikeli bir biçimde gütmeye devam ediyor. Amerikan ordusu hayali bir düşmanla savaşıyor. Uzayın silahlandırılması, dünyadaki herkesin güvenliği açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor. Bu, vergi ödeyenlerin, eğitim, sağlık, iskân ve halkın refahı yolunda harcanması gereken yüz milyonlarca dolarını israf etmekle kalmayacak, aynı zamanda, diğer devletlerin ABD'nin Yıl... Devamını görmek için bkz. |  |
 | ELEŞTİRİLER GÖRÜŞLER |
Orhan Tüleylioğlu, “Yıldız Savaşları”, Cumhuriyet Kitap Eki, 1 Aralık 2005 Birleşmiş Milletler’de silahlanmanın denetim altına alınması görüşmelerinden haberdar olan insanlar yıllardır büyük güçlerin silahlarını söküp attıkları masalıyla uyutuldular. ABD Silahlı Kuvvetleri, ortalıkta düşman kalmamış olmasına rağmen, askeri üstünlük amacını tehlikeli bir biçimde gütmeye devam ediyor. ABD’nin askeri stratejisi artık “uzaktan” silahlara dayanıyor: Savaşa uzaktan, görünüşte kansız, hijyenik, video oyunu havasında ve ABD’yi asgari ölçüde fiziksel tehlikeye sokacak bir şekilde binlerce kilometre öteden düğmelere basarak Cruise ve Tomahawk füzeleri ateşleniyor. ABD, uzayı yeni bir savaş alanına çevirmeye çalışıyor. Başkan Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi’ne verilen yaygın adla Yıldız Savaşları gündemden düşmedi. Son derece güçlü destekçileri sayesinde, gelişiyor ve kendine özgü bir ivme kazanıyor. Her yıl, milyarlarca dolar, ABD’nin bu projesine aktarılıyor. ABD, şu anda, 1967 de imzalanan ve uzayın sadece barışçıl amaçlarla kullanılmasını gerektiren uluslararası Dış Uzay Anlaşması’nın ruhunu da ihlal ediyor. Oysa, savaşı uzaya taşımamayı amaçlayan bu mükemmel öngörülü anlaşmanın hazırlanmasında ABD öncü bir rol oynamış ve anlaşma 123 ülke tarafından imzalanmıştı. Anlaşmanın son hali şu hükmü içeriyordu: “Anlaşma’ya taraf Devletler, nükleer silahları ve her türlü kitle imha silahını Dünya çevresinde yörüngeye oturtmamayı, bu tür silahları g... Devamını görmek için bkz. |  |
|